Aynı gökyüzünü paylaşan binlerce insan yaşar kentlerde. Gökyüzü kadar paylaşılan bir çok şey vardır; aynı su, aynı hava, toplumu ilgilendiren sevinçler, hüzünler… Bunun yanında aynı rengin, kokunun, dokunun paylaşıldığı mekânlar da önemli yer tutar. Bilirsiniz ki, adımlarınızın sizi farkına varmadan götürdüğü yerlerde dostlarınız vardır. Bu paylaşımlar çok önemlidir, yaşantımıza anlam kattığı gibi bizi iyiye, güzele, yaratmaya ve paylaşmaya yönlendirir.
Uzun yıllara dağılmış dostluklar önemlidir. Küçük alınganlıklarla, kırgınlıklarla bir anda silinip atılmamalı. Hele söz konusu olan sanat- kültür- edebiyatsa, nedenleri, niçinleri üzerinde durulmalı. Bilinmeli ki, bu kent güzel şeyler bekliyor bizlerden.
Her zaman, her şey istediğimiz veya onayladığımız gibi olmayabilir. Sert eleştiriler ve kesip atmak yerine, konuşulur, karşılıklı fikir alışverişlerinde bulunulur, öneriler iletilir. Birbirimizi kırmak çok kolaydır. Bence sanata kıyısından köşesinden de olsa emek veren insanlarda art niyet aranmadan, yazdığının, çizdiğinin neden ve niçinleri üzerinde durulmalıdır. Öncelerde kalmış kırgınlıklar, küçük dargınlıklar sanatın söz konusu olduğu alanda, bizi kırıcı olmaya itmemeli. Unutmayalım ki, sanat muhalefettir, sanatçı olmak muhalefet etmektir ama kendi etik değerleri içerisinde…
Sanatın kendisi tepki verme aracıdır. Sanatçı; kendine, topluma, toplumun geçmişine sahip çıkıp geleceğine güzel şeyler bırakmak adına, yarattığı eserleriyle olumsuzluğa karşı tepkisini ortaya koyar. Bu tepkiyi, güncele karşı duyulan kaygılarını, estetik bir duruşla ortaya koymalıdır. Ortaya konulan bu tepkiye karşı, beğenmek veya karşı tepkide bulunmak, kişinin birikim, algı ve zamanlamasına göre değişir. Tepki veren sanatçının amacı çevreyle çatışmaya girmek veya, anlaşmak değil, estetik kaygılarını dile getirmek olmalıdır.
Sonuçta ortaya çıkan; toplumu sanatsal açıdan daha üst seviyeye taşımak düşüncesidir.
Bu kentte, sanata gönül vermiş herkesin bir şekilde sanatsal yaşama emeği vardır. Herkes kendi çapında destek vermiş, bir katkı sağlamıştır. Trabzon’u, diğer kentlerde yaşayan sanatçıların gözünde önemli bir yere koyan bir durum da, burada birlik ve beraberlik içinde güzel oluşumlara imza atılmasıdır.
Yaratıcılığımı devam ettirmek ve geliştirmek için beyinsel özgürlük gerekir. Bunu sağlamak da yüreklerimizin güzelliklerden yana atmasıyla olabilir ancak. Elbette ülkemizde her şey (hatta hiçbir şey) güllük gülistanlık değil. Mutlu mutlu yaşayalım hayaline hepimiz güleriz. Bu zor süreçlerden geçerken, birlik ve dayanışmaya en çok gereksinim duyduğumuz gerçeğini göz önüne alarak, “Gelin dostlar bir olalım!”.
Hüzünlerimiz, acılarımız, öfke ve kırgınlıklarımız bizi insan duyarlılığına seslenmeye, sevginin güzelliğini duyumsatmaya ve sanatsal yaratıcılığımızı geliştirmeye yöneltmeli diye düşünüyorum.
Bu denizin dalgalarının söylediği hepimizin şarkısı, dinlemesini bilelim…
Yorumlar |
Bu Habere Toplam 3 Yorum Eklenmi?tir. |
|
Dalgalı Denizin Sesi |
|
|
Hırçındır Karadeniz'in dalgaları,hatta korkutur.
Elinize sağlık çok güzel ifade ettiniz.Beyinsel özgürlük gerek.
Dalgalar coşmadan deniz durulmaz. |
|
|
incinen ruhlar 2 |
|
|
Neriman calap'ın yazısı tam da bu anlamda yerinde bir yazı olmuş. Aşağıdaki yorumu da bu anlamda yazdım.Çok doğru yerinde uyarılar var yazıda... Biraz, "Aldırmamak lazım için yanarken" diyen İlkay Akkaya'nın şarkısındaki gibi herşey... |
|
|
İncinen ruhlar |
|
|
Eleştirilerin şirazesinden çıkıp linçe dönüşmesinde hep beni rahatsız eden birşeyler olmuştur. Son Deniz Baykal olayı da bunlardan birisi. Trabzon'da yaşanan şiir tartışması da öyle...Yanlışı eleştirmek zorundayız ama "vurun abalıya" tavrı insancıl bir yaklaşım değil kanımca...benim yaşama kültürüme uzak en azından...yeter diyorum arkadaşlara, duralım ve derin bir nefes alarak hareket edelim. Ve derim ki ilk taşı en temiz olanımız atsın bundan sonra... |
|