Reklamı Kapat
Karakter Boyutu :
  Ömer Faruk Altuntaş
Gecikmiş bilinç; TEKEL
Untitled document

Tekel işçilerinin direnişi, Ankara’nın kışında, naylon çadırlar altında 40 günü geride bıraktı. Yurdun dört bir yanından koşup gelen ve önemli bir kısmı AKP’ye oy veren işçiler, milliyetçi ve muhafazakâr AKP Hükümetinin emeğe soğuk yüzüyle tanıştılar. AKP’nin yüzü, Ankara’nın ayazından daha soğuktu.

         Ama emekçiler ve emek dostları sıcaktı, sıcacıktı. Tekel işçileri, emek dayanışması ile ısındılar, yaşama tutundular. Mücadeleye dostları ile devam ediyorlar.

         DİSK’ten KESK’e, Kamu-Sen’e, Memur-Sen’e, TTB’den  TMMOB’a, Diş Hekimleri Odasına, ASMMO’na kadar; Belediye başkanlarından, siyasi partilere; sol memesinin altındaki çarpıntıyı duyan ve önemseyen sanatçılardan, yazarlara, aydınlara kadar; Avrupa Parlamentosu Birleşik Sol Grubundan, Alman Sol Partisine… kadar gösterilen dayanışmanın sıcaklığı ile ısındılar; bilinçlendiler.

         Şimdiye kadar üzerinde çok da durmadıkları ve önemsemedikleri kimi sloganları, kendilerini televizyondan izleyen çocuklarının telefonundan duyunca hüzünlendiler, heyecanlandılar.

                                                   ***

         TEKEL, 7 sigara fabrikası, 19 alkollü içki üretim fabrikası, bir jüt ipliği fabrikası, 11 tuz işletmesi, 82 Başmüdürlüğü ve Türkiye’nin dört bir yanına yayılmış dağıtım ağı ile GSMH’ya iki katrilyonun üzerinde katma değer sağlıyordu.  

         Dörtyüz bini aşkın tütün üreticisi, dolayısıyla iki milyon civarında insan, Türkiye kırsalında TEKEL ile yaşam buluyordu. Özelleştirilmeden önce 2002 yılında 4,4 katrilyon lira satış hasılatı ve 318 trilyon lira kâr sağlayan TEKEL, Türkiye’nin 13 günlük borç faizi karşılığında AKP Hükümeti tarafından izlenen milli devlet politikası uyarınca, yerli ve yabancı sermaye gruplarına peşkeş çekildi.

          TEKEL’in ölüm fermanı, 4733 sayılı kanun ile DSP-MHP-ANAP Hükümeti tarafından imzalandı. Milli devlet politikasının gereği olarak kabul edilen bu Yasa, AKP Hükümeti tarafından katı biçimde ve cesaretle uygulandı. TEKEL, AKP Hükümeti tarafından önce üçe bölünerek özelleştirilmeye hazırlandı.

Alkollü içki bölümü 2003 yılında özelleştirilerek 292 milyon dolara milli bir grup olan(!) Limak-Nurol- Özaltın- Tütsab Girişim Grubuna satıldı. Bu milli grup, üç yıl sonra şirketi, 950 milyon dolara Amerikan Texas Pacific Group’a satarak, AKP Hükümet aracılığı ile fazladan 658 milyon doları cebe indirdi.

TEKEL’in sigara fabrikaları ve markalar ise 2008 yılında 1 milyar 720 milyon dolara British American Tobacco (BAT)’a satıldı. Bu satış yapılırken, Tekel’in son bölümü olan ve şimdi özelleştirilmekte olan Yaprak Tütün İşletmelerinin satılmayacağı ve kapatılmayacağı sözü verilmişti. Ancak sermayeye ve sermaye sözcülerine güvenilmeyeceği, sermayenin dini ve imanının para olduğu TEKEL işçilerince bilinmiyordu. Ama öğrenilecekti. Sıra Yaprak Tütün İşletmelerine gelmişti ve 12 bin Tekel işçisi, sermeyenin kârlılığını arttırmak için kapı önüne konacaktı.

                                                ***

Özelleştirme talandır, kamu kaynaklarının (yerli – yabancı fark etmez) sermaye gruplarına devredilmesidir dendi; önemsenmedi. Yurttaşlar özelleştirmeci partilere oylarını vermeye devam etti. Özelleştirme ile 292 milyon dolara satılan kamu malı, 2-3 yıl içinde 950 milyon dolara başkalarına satılabiliyor ve bunun hesabını kimse sormuyordu.

Özelleştirme işsizliktir dendi; inanılmadı. Özelleştirme öncesinde alkollü içkiler bölümünde 3 631 işçi çalışıyordu; özelleştirme ile hisse devri sırasında işçi sayısı 1700’e indirildi; 2009 yılına gelindiğinde bu işyerlerindeki işçi sayısı 323’e düştü.

TEKEL’in özelleştirmeye hazırlandığı 2001 yılında 478 bin tütün üreticisi çiftçi vardı. Bu sayı 2008 yılında 194 bine düştü ve düşmeye devam ediyor. Kırsal alandaki çiftçiler, köylüler üretimden koptu, yüzbinlercesi işsizler ordusuna katıldı.

Özelleştirme üretim kaybıdır, ekonominin daha fazla dışa bağlanmasıdır dendi; itibar edilmedi. Özelleştirmenin başlangıcında Tekel’e satılan tütün miktarı 159 bin ton iken, 2008’de üreticinin sattığı tütün miktarı 75 bin tona düştü. Piyasayı eline geçiren tütün tekelleri, gereksinmelerinin bir kısmını ithal tütünle karşılar oldular.

Özelleştirme açlıktır, sefalettir, ücretlerin düşürülmesidir dendi; kulak asan olmadı. Şimdi AKP Hükümeti, özelleştirilen işyerlerindeki Tekel işçilerini, kölelik yasası olarak bilinen 4-C statüsünde çalıştırmak istiyor. Buna göre, örneğin 17 yıllık kıdemi olan ve 1200 TL alan Tekel işçisinin, aylık ortalama 500 TL civarında maaş alması öngörülüyor. Bu kadarla da kalınmıyor, ne memur, ne de işçi sayılmayan 4-C statüsündeki geçici sözleşmeli işçiler, yıl boyu çalıştırılmayıp, 10-11 ay sonra iş akitleri askıya alınacak, işe ara verme dönemi sonunda iş sözleşmesi yenilenmez ve işe geri çağrılmazlarsa otomatik olarak işsiz kalacaklar, ihbar tazminatlarını alamayacaklar, sendikaya üye olamayacaklar, haklarını arayamayacaklar…vb.

950 milyon dolara satılabilen Tekel’in içki bölümünü 292 milyona semaya gruplarına peşkeş çeken Tayip Erdoğan, açlık sınırının 795 TL, yoksulluk sınırının 2588 TL olduğu bir dönemde, “bana emanet edilen Hazineyi size soydurmam” diyerek, Tekel işçilerine, almakta oldukları ortalama 1100-1200 TL maaşın yarısına çalışmalarını teklif edebiliyordu.   

                                                 ***

TEKEL işçisi direniyor; aşı için, işi için, çoluk çocuğunun nafakası için, onuru için direniyor.

Oniki bin Tekel işçisi, Ankara’da sürdürdükleri direnişin devam edip etmemesini, 6 Ocak’ta oylayarak devam kararı verdiler. Yüzbinlerin katıldığı Mitingle başlayan eylem, binlerce işçinin oturma eylemi ile sürdürüldü; zengin dostu, fakir düşmanı AKP Hükümetinin, çoluk çocuk binlerce emekçinin çığlığını duymaması üzerine açlık grevi başlatıldı. Çok sayıda işçinin başvurusu nedeniyle açlık grevine katılımın, sendika yönetimince 100 kişiyle sınırlandırılması kararına rağmen, 140 işçi beyaz kefen giyerek açlık grevine başladı. İkna çabalarını dinlemeyen 2 işçi ise ölüm orucuna yöneldi.

Özelleştirmeler ve işten çıkarmalara karşı şimdiye kadar hep durumu idare etmiş olan TÜRK-İŞ yönetimi, işçi tabanından gelen basınca artık dayanamadı. Emekçilerin uzun zamandır dillendirdiği ve TÜRK-İŞ’in duymamaya çalıştığı Genel Grev talebi, artık sendika yöneticilerince dillendirilmeye başlandı.

Emek dayanışmasının özlediğimiz güzel örnekleri görmeye başladık artık. Sendika ve meslek örgütleri her gün saat 17-19 arasında TÜRK-İŞ Genel Merkezi önüne gelerek dayanışma ziyareti yapma kararı aldılar. Ankara Tabip Odası, açlık grevi yapan işçilerin yanında revir açarak sağlık hizmeti vermeye başladı. TÜRK-İŞ, DİSK ve KESK direnişin 11. gününde TEKEL işçilerini destek için bir saatlik iş bırakma eylemi yaptı.

Ve altı işçi ve memur sendika örgüt yöneticisi TÜRK-İŞ’te bir araya geldi. KESK, KAMU-SEN, MEMUR-SEN, TÜRK-İŞ, DİSK ve HAK-İŞ yöneticileri durumu değerlendirerek, 26 Ocak’a kadar Hükümetten bir çözüm bulunmasını istediler. Aksi halde, Tekgıda-İş genel başkanı Mustafa Türkel dâhil bazı sendika yöneticileri ölüm orucuna yatarken, genel grevin başlatılması kararı alındı.

                                                 ***

Bu arada AKP Hükümetinden işaret aldığı anlaşılan Ankara Valisi, işçilerin çevreyi kirlettiği ve rahatsızlık verdikleri için bulundukları yeri tahliye etmelerini buyurmuş.

         “Ankara’nın taşına bak… Şu feleğin işine bak.” O sokakları, o meydanları temizleyenlerin ana sütünden daha ak olan aş ve iş mücadeleleri, beyefendilerin nezdinde çevre kirliliği oluşturuyormuş!

         Ak ve kara belli oluyor.

 TEKEL ile gelen bilinç gecikmiş de olsa bilinçtir. Kavradığı yerden alıp götürmelidir. Kirletenin ve temizleyenin kim olduğu, üretenin ve tüketenin kim olduğu, emeğin ve alın terinin onuru, genel grevle ortaya konmalıdır. Gerçek Ankara Valisine de AKP Hükümetine de anlatılmalıdır. TÜRK-İŞ yönetimi, desteğini aldığı diğer işçi ve memur sendikaları ile genel grevi örerek, şimdiye kadar ki günahlarını affettirmelidir.

 
Bu Yazı Toplam 64 Defa Okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları İçin
Yazıcı Çıktısı Al
Haberi Gönder
İLETİŞİM | KÜNYE | YAYIN İLKELERİ | EDİTÖRE YAZ | SİTENE EKLE
www.trabzongundemi.com 2009 © Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz. İzinsiz ve kaynakgösterilemeden yayınlanamaz.
Görsel Tasarım & Yazılım Eser ÖZYAMAN