Reklamı Kapat
Karakter Boyutu :
  Kenan Sarıalioğlu
Acının geometrisi!
Untitled document

SONSUZ KÖŞELİ YILDIZ YA DA ACININ GEOMETRİSİ

 

Novalis, matematik için ‘’Tanrıların dinî’’der. ‘’Tanrılar’’, dediğine göre, yalnız değilmiş onlar. Hem yasaları da matematiksel olduğuna göre, iradeleri de soyut, nesnel ve duygudan arınmış olmalıydı. Fizik kurallarının ta kendileriydi onlar.

 

Oysa benim Tanrı’m, yalnızdır benim gibi; duygusaldır da… İyiliğimi ister, çünkü iyidir, güzelliğimi ister, çünkü güzeldir; mutlaktır, ancak benim zannıma göredir; sonsuzdur ama açarsam yüreğimi, ona da sığar. Gülistan şairi Sadi’nin dediği gibidir: ‘’Ben günah işlerim, o utanır!’’

 

***

 

Kendi kulaklarımla duydum, dört yaşındaki bir çocuktan: ‘’Dünyada hiçbir şey yoktu, hiç kimse yoktu. Tanrı yalnızdı. Canı sıkılıyordu! İnsanları yarattı, kurtuldu yalnızlıktan!’’.

 

Bu çocuğun, tasavvufun evren görüşünü bu kadar çocukça, bu adar yalın, bu kadar gerçekçe dile getirmesi nasıl açıklanabilir?

 

Tanrısal hakikatle mi?

 

Mutlak yalnızlıkla mı?

 

Yoksa ikisi de aynı kapıya mı çıkar, aynı kapıdan mı çıkar? Tanrı d, acı da açık bir kapıdır her zaman…

 

***

 

Uykusuz gecelerinden birinde, Cioran şöyle inliyordu: ‘’Kendi derinliğinde Tanrı kadar çıplak, yoksul olmaya can atmak!’’

 

Sonra, şunu da ekleyecekti:

 

‘’Tanrı vardır, yoksa bile…’’

 

Gerçek, yaralar. Yalan, avutur. Mutluluk, ikisinin arasında; olmayan bir yerde midir?

 

***

 

Eylül ayında Lefkoşa’daydım. Beşparmak Dağları’na bakan tepelerde, makiler arasında dolaştım gün batarken. Kara bir köpek takıldı peşime. Yürüyorum, yürüyor; duruyorum, duruyordu. Yalnızlığımın gölgesindeydi. Hava iyice karardıktan sonra otele döndüm; o, karanlıkta yitip gitti, yüreğimin bir köşesine kıvrılıp çöktü.

 

Kimsesiz, tek başıma ve gecenin ortasında bile, mutlak yalnızlık mümkün değildi. Anladım ki acının kaynağı da buydu.

 

Yalnız olmamaktı.

 

Kara bir köpek bile engeldi buna…

 

***

 

‘’Ey ruhum, ölümsüz yaşamı isteme; olabildiğince olanaklar alanı tüketme bak.’’ Diyordu Camus. Evet, A.Camus böyle diyordu ama ruh yine de istiyordu ölümsüz yaşamı; olanaklar alanını tüketerek, kendisinin de tükenmesini istemiyordu.

 

Çünkü ‘’Ey ruhum’’ diyen insan, Ey ölümsüzlüğüm!’’ diyordur. Bu ruh, bu acunda belli ki susuzluk çekmektedir; ancak bu susuzluk, sanıldığı gibi su’’olmadığından’’ değil, suyun ‘’burada’’ olmadığındandır. Kısacası, susuzluk varsa, bir yerde kesin olarak su da vardır ve suya ulaşılacaktır.

 

Acı vardır, acının dineceği bir ‘’yer’’ de vardır.

 

Dünyanın ufkunda, bu yerin adı, ‘’sınırları, devletleri, orduları olmayan dünya’’dır; ‘’yokülke’’ değil, varülke’’dir.

 

***

 

‘’Mutluluk, bir noktadır.’’

 

‘’Acı, sonsuz köşeli bir yıldız.’’

 

Yıllar önce böyle yazmıştım. Bugün, ruhumun geometrisini yeniden çizdim:

 

Acı, bir nokta; mutluluk, bu noktadan ışıyan, sonsuz köşeli yıldız oldu…

 

 
Bu Yazı Toplam 275 Defa Okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları İçin
Yazıcı Çıktısı Al
Haberi Gönder

Yorumlar

Bu Habere Toplam 1 Yorum Eklenmi?tir.

Düşlerimiz ve düşüncelerimiz.

YÜREĞİNE SAĞLIK KENAN BEY,HERZAMAN Kİ GİBİ.....OKUNMAYA VE DÜŞÜNMEYE DEĞER BİR YAZI.....
··· 08/12/2009 09:25, Nurcan Yazıcı

İLETİŞİM | KÜNYE | YAYIN İLKELERİ | EDİTÖRE YAZ | SİTENE EKLE
www.trabzongundemi.com 2009 © Tüm hakları saklıdır.
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz. İzinsiz ve kaynakgösterilemeden yayınlanamaz.
Görsel Tasarım & Yazılım Eser ÖZYAMAN