'KARANLIK BİR DÖNEME GİRİYORUZ'
2012.
02.
17
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, MİT Kanunu'nda değişiklik yapan
kanun teklifinin TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmesine ilişkin,
''Geçmişteki faili meçhul cinayetlerinin içinde kamu görevlileri var
mıydı, yok muydu- Onlarca kamu görevlisi, faili meçhul cinayetin faili
olarak ortalıkta hala geziyorlar. Bu ülkede tetik çekenin sırtını
sıvazlamadık mı biz- O zaman bu yasal yetki yoktu. Şimdi onun yetkisi de
geldi'' dedi.
Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde toplanan CHP Parti Meclisi'nin
(PM) açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'de gündeminin yoğun olduğunu
belirterek, ''Keşke gündemin yoğunluğu insanların özgürlüğü üzerine
olsa'' ifadesini kullandı.
Türkiye'de özgürlüklerin gittikçe sınırlandığını iddia eden
Kılıçdaroğlu, son 50 günde Türkiye'de olağanüstü olaylar yaşandığını
söyledi. Bunların, ''sanki rutin olaylarmış'' gibi kamuoyunun önüne
sürüldüğünü ifade eden Kılıçdaroğlu, Irak sınırındaki olaya değindi.
Meclis İnsan Hakları Komisyonu'nun Uludere'de insansız hava
araçların çektiği görüntüleri izlediğini ve komisyonda ''talimatı kimin
verdiğinin tartışıldığını'' belirten Kılıçdaroğlu, talimatı hükümetin
verebileceğinin yasalarda çok açık olduğunu ifade etti.
Hükümetin yaşanan olayın sorumlusu olduğunu savunan Kılıçdaroğlu,
''Bizim sorumuz açık; 'istihbaratı size kim verdi' Bu soru unutturulmak
isteniyor. Talimatı veren belli, istihbaratı veren açıklanırsa,
hükümetin kimin oyuncağı olduğunu anlayacağız'' dedi.
Hrant Dink cinayeti davasına da değinen Kılıçdaroğlu, cinayetin
işlendiği günün ertesinde, dönemin emniyet müdürünün ''cinayetin örgüt
bağlantısı olmadığı'' yönünde açıklama yaptığını, yıllar sonra
mahkemenin de aynı şekilde karar verdiğini kaydetti. Kılıçdaroğlu, bu
durumu içlerine sindiremediklerini bildirdi.
Deniz Feneri e.v soruşturması hakkında da açıklamalarda bulunan
Kılıçdaroğlu, ''Geldiğimiz noktaya bakın yüzyılın soygunu, yüzyılın
beraatiyle sonuçlanacak. Unutturulmak isteniyor. Savcılar hırsızların
peşinde, Bakanlar Kurulu da başta Başbakan, onlar da savcıların peşinde,
nasıl bir anlayıştır bu'' dedi.
Malatya'da Grup Yorum'un biletlerini satan öğrencilerin ''terör
suçlaması'' ile karşı karşıya kaldıklarını öne süren Kılıçdaroğlu, ''Ben
bunu Batılılara söylediğim zaman 'böyle bir şey olamaz' diyorlar. Olmaz
zaten, Türkiye'de bizim olamaz dediğimiz olaylar oluyor zaten, sorun da
ordan çıkıyor'' ifadelerini kullandı.
''Bütün bu gelişmeler olurken, sistemli bir şekilde saldırılan tek
kuruluşun ise CHP'' olduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, buna karşı tüm
CHP'lilerin dikkatli olması gerektiğini ve tarihi sorumlulukları
bulunduğunu söyledi.
Üniversiteleri, yaşananlar karşısında ses çıkarmadıkları
gerekçesiyle eleştiren Kılıçdaroğlu, ''Sesi çıkmayan üniversite mi olur,
onlar üniversite falan değil, onlar öğrencilerin ensesinde boza pişiren
kuruluşlar, başlarında da eğitim almış rektörler var, ne eğitimi almış-
Boza pişirme eğitimi almış'' diye konuştu.
Başbakan'ın ''CHP'li belediyeleri Alman Vakıflarından aldıkları
paralarla terör örgütüne kaynak aktarmakla'' suçladığını ifade eden
Kılıçdaroğlu, ''Bunu çete kurma yetkisini kafasına koymuş bir adam
söylüyor. Çıktık söyledik, 'şerefli bir adamsan çıkarsın o belediyeleri
söylersin' Şerefli olduğunu kanıtlayamadı, çünkü söyleyemedi. Özür dile
diye gensoru verdik, açıklamadı kaçtı. Yalancılığını bütün millete
anlatmak, tüm CHP'lilerin boynunun borcudur. Yalan söyleyen, iftira atan
bir Başbakan olamaz'' dedi.
-MİT Kanunu'ndaki değişiklik-
MİT Kanunu'nda değişiklik yapan kanun teklifinin, TBMM Genel
Kurulu'nda kabul edildiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, teklifteki,
''Başbakan tarafından özel bir görevi ifa etmek üzere
görevlendirilenler'' ifadesinin, ''Belirli bir görevi ifa etmek üzere
kamu görevlileri arasından Başbakan tarafından görevlendirilen'' olarak
değiştirildiğini hatırlattı.
Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:
''Biz sorduk, 'bu özel görevlendirdiğin adam Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşı mı, CIA ajanı mı kim bu adam- Memur mu, esnaf mı, yoksa
tinerci mi' sorduk bunu. Değiştirmişler, kamu görevlisi olacakmış. Şimdi
size bir soru sorayım değerli PM üyeleri, elinizi vicdanınıza koyup şu
sorunun yanıtını verin, geçmişteki faili meçhul cinayetlerin içinde kamu
görevlileri var mıydı, yok muydu- Onlarca kamu görevlisi, faili meçhul
cinayetin faili olarak ortalıkta hala geziyor. Bu ülkede tetik çekenin
sırtını sıvazlamadık mı biz- O zaman bu yasal yetki yoktu. Şimdi onun
yetkisi de geldi. Bir Bakan çıkıyor, bu yasayı savunmak üzere, 'Suça
bulaşmadan örgüte sızmak mümkün değildir' diyor. Yani 'devlet
illegaldir, devletin görevlileri illegal olayların içine gireceklerdir.
Üstelik o görevliler de devletin en hassas kurumlarında çalışan
görevliler.' Şimdi ben merak ediyorum, Sayın Hakan Fidan suça mı
bulaştı, örgüte suça bulaşarak mı sızdı- Hayır. Sayın Fidan Başbakanlık
müsteşar yardımcısıydı, sayın Başbakan görev verdi, 'git Oslo'da görüş'
dedi. O zaman bu maddeyi niye getiriyorsunuz-
Başbakan'ın özel göreviyle bazı kamu görevlileri gidip belli
suçlara özgürce bulaşabilecekler. Nedir o suçlar- Suç işlemek için örgüt
kurmak. Yani Başbakan özel görevli arkadaşlara diyecek ki 'siz bir çete
kurabilirsiniz, yasa dışı bir örgüt kurabilirsiniz, meraklanmayın
arkanızda ben varım' Yasa böyle diyor. 'Düşmanlarla iş birliği yapmak.
Türkiye'nin çıkarları ne demek, size özel görev verdim, düşmanla iş
birliği yapabilirsiniz', 'Düşman devlette maddi ve mali yardım', bunu da
yapabilirsiniz, meraklanmayın, ben imza atmadan kimse sizin hakkınızda
soruşturma açamaz. 'Cumhurbaşkanına suikast ve fiili saldırı' Olabilir
ya, sayın Erdoğan sayın Gül'e kızabilir, 'bir saldırın bakalım
itibarsızlaştırın şu adamı' diyebilir. Böyle bir anlayış olabilir mi-
Hangi devlette yaşıyoruz. 89 yıllık Cumhuriyet tarihinde biz bütün
mücadelemizi demokrasi, insan hakları, özgürlük bağlamında daha da
geliştirelim diye götürdük. Mücadeleyi bunun için verdik. 12 Eylül
karabasanın da doğan çocuklarımızın adını 'Özgür' koyduk. Geldiğimiz
noktaya bakın, 12 Eylül paşalarının yapamadığını Recep Tayyip Erdoğan
yapıyor. Birisinin apoletleri vardı, bunun yok.''
Kılıçdaroğlu, Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk'un konuyla
ilgili Başbakan'a açık mektup gönderdiğini, tüm aydınlara da aynı
görevin düştüğünü söyledi.
Bu konuda tek konuşmayan kişinin Başbakan olduğunu savunan
Kılıçdaroğlu, ''Çünkü ne olduğunu çok iyi biliyor. Ne yapmak istediğini
de çok iyi biliyor. Konuşursa nasıl çamlar devireceği de çıkacaktır
ortaya. Ama susuyor'' dedi.
Türkiye'nin dış politikada da önemli kayıplar yaşadığını öne süren
Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin bölgede arasının iyi olduğu tek ülke
kalmadığını, giderek itibarsızlaştığını iddia etti. Kılıçdaroğlu, Rusya
ile imzalanan Güney Akım Doğalgaz Boru Hattı anlaşmasını da eleştirdi.
-Tüzük çalışmaları-
Bugün PM'de ağırlıklı olarak parti tüzüğünü görüşeceklerini
belirten Kılıçdaroğlu, ''Tüzük talebini hem PM üyelerimiz hem MYK
üyelerimiz hem kurultayda delegelerimiz istiyorlar, 'bir tüzük
değişikliği yapalım' Madem ki bu ülkeye demokrasiyi getiren, çok partili
hayatı getiren partiyiz, tüzüğümüzde demokratik olmalı, bunu söyledik''
dedi.
Zamanlama açısından bir sorun olduğunu ve tüzük kurultayını erkene
aldıklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Tüzük değişikliğini görüşeceğiz,
arkadaşlarımızın görüşlerini alacağız, daha önce 81 ilden
arkadaşlarımızı davet ettik, Tüzük Komisyonu'nu oluşturduk, oradan çıkan
ilk taslağı aldık PM'ye sunuyoruz. Sizden aldığımız görüşler sonrasında
biraz daha olgunlaştıracağız, yarın da milletvekillerimizle
görüşeceğiz, son şeklini verip kurultayımıza götüreceğiz. Uzun yıllardır
ilk kez bir partinin tüzüğü bu kadar çok katılımla tartışılarak
olgunlaştırılıyor'' ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu, sözde Ermeni Soykırımını İnkar Yasası'na karşı lobi
faaliyetlerinde bulunmak üzere 23 Ocak'ta gittiği Fransa'da
rahatsızlanan PM üyesi Ekrem Kerem Oktay'ın toplantıya katılamadığını,
ancak yoğun bakımdan çıktığını bildirerek, geçmiş olsun dileklerini
iletti.
www.viratrabzon.com www.viraturkiye.com
