FAŞİZME BAYRAKTARLIK VE LİBERAL SEFALET!
2012. 02. 06

Alman papaz Martin Niemöller tarafından yazıldığı belirtilen, ancak Yirminci Yüzyılın en etkili şair, tiyatro yazarı ve yönetmenlerinden Bertolt Brecht tarafından değişikliğe uğratılan şu ünlü dizelerin verdiği mesaj, sadece dönemin faşist Nazi Almanyası için değil, dünyanın bütün siyasal coğrafyaları için geçerlidir:

Naziler önce komünistleri tutukladılar;

Komünist değilim diye ses çıkarmadım.

Sonra Yahudiler’i tutukladılar,

Yahudi değilim dedim, sesimi çıkarmadım.

Sosyal demokratları tutukladılar,

Savunmak bana mı kaldı dedim, sesimi çıkarmadım.

Sıra bana geldiğinde…

Etrafta tutuklanmama ses çıkaracak kimse kalmamıştı

***

İkinci cumhuriyetçiliğin baş savunucularından, hatta bayraktarlarından Mehmet Altan, Başbakan Erdoğan ve AKP hükümetine yönelik eleştirilerinden dolayı, hükümetin en hararetli yandaşlarından Star gazetesindeki köşesinden oldu.

Son günlerde verdiği röportajlarda, yandaş medyada bazı konuların yazılamadığını anlatırken, aynen şu çarpıcı ifadeleri kullandı:

‘’Örneğin Şike Yasası. Van'da 70 bin kişi hala soğukta çadırlarda yaşıyor. Mesela Deniz Feneri bir tabudur. Hrant Dink Cinayetinin 5 yıl süren dava seyri, bu konuda üstüne şüphe olan bütün bürokratların terfi ettirilmesi ya da iktidar partisinden siyasete atılması. ‘’

‘’(...) ("'Siyasi baskıyla ilan toplamak' ifadesini açar mısınız?" sorusu üzerine) Bir medya mecrasına normalde ilan vermeyecek olanların da iktidarın manyetik alanında olanların mecburen verdiği ilanları kastediyorum. Ziyan böylece finanse ediliyor.’’

“Hükümete dostane eleştiri dahi kabul edilemez hale geldi”

“Yeni Türkiye propagandasıyla uyuşmayan her tablonun gündemdeki yeri düşüyor”

“Pek çok gazetede, gazetecilik ilkeleri değil, siyaset geçerli. Siyasetçiye biat edenler yönetime geliyor. Geriye kalanların da, hoşa gitmeyen bir şey yaptıklarında nasıl sindirildikleri ortada”

‘’Hükümet neye kızıyorsa, oraya oto-sansür giriyor. Meslek ilkeleri yerine (hükümet buna kızar, buna kızmaz) anlayışı devreye giriyor... Başlığa kadar her şeye karışılması, eleştirisel bakanların da nihayetinde işten atılması...”

“Yazar olma vasfıyla çalıştırdığın insana ayar verirsen, o artık yazar sayılmaz. İç içe geçmiş kuklaya dönüşür”

***

Siyasi çözümlemelerini sürdürüyor…

“12 Eylül rejimini demokratikleştirmek yerine onu ele geçirmey öncelik verince, yönetim zihniyeti de bundan fazlasıyla nasibini alıyor… Evren’i yargılarken,12 Eylül’ün devletin çatısını oluşturan anayasası başta olmak üzere 600 yasasını da dinamitlemeyince, Evren’i yargılıyoruz ama 12 Eylül rejimini tüm varlığıyla yaşatmaya da devam ediyoruz…“Eski rejim” yeni ellere geçiyor izlenimi bundan dolayı yaygınlaşmakta…”

“Askeri rejimler dahil bana nereye, nasıl konuşacağıma dair bir akıl verme cüreti gösterilmesine ilk defa bu dönemde rastlıyorum”

“Türkiye halkı denmiyor, ‘Müslümanlar iktidara geldi’ gibi algılar var. Bu ne demek? Kışlaya karşı cami rövanşı demek. Cami-kışla savaşında Türkiye’nin başını belaya sokabilecek kanlı bir geleceğe zemin inşa ediliyor diye korkuyorum.’’…

***

Kim Mehmet Altan? Yeni küreselci sömürgecilik ideolojisi çerçevesinde, demokrasi, insan hakları, özgürlük, serbest piyasa, ekonomik entegrasyon söylemleriyle Türkiye’yi tasfiye edip, ikinci cumhuriyeti getirmeyi savunan isimlerin başında gelen ‘liberal aydın’.

AKP’nin, Amerikancı- Cemaatçi bir operasyonla iktidara taşınmasından bu yana, Erdoğan ve partisinin en hararetli savunucularından biri.

AKP’nin, daha özgür, daha demokratik, AB yolunda giden bir ülke inşa ettiğini her zaman ve zeminde savunmaktan geri durmayan bir nefer!

Dinci, otoriter, her türlü değeri kendi amaçları için kullanmakta çekinmeyen, baskıcı, ülkenin bütün değerlerimi yağmalayan, yandaşlarına peşkeş çeken; ülkesinin güvenliğini küresel efendiler için tehlikeye atan, hatta yok sayan, komşularına savaş ilen eden yağmacı ve baskıcı bir zihniyetin, özgürlük ve demokrasi getireceğini sanacak kadar saf ya da avanak anlayışa sahip bir yaklaşımın temsilcisi.

Türkiye’nin omurgasız liberal aydınının tipik bir örmeği.

Bu sonuca sanki başkaları neden olmuş?

Şikayet ettiği tüm konularda sanki sorumluluğu yok.

Mehmet Altan ve onun gibiler başka şey beklese de, yarattıkları ve bugüne kadar katıksız savunucusu oldukları ikinci cumhuriyetleri; otoriter, yağmacı, dayatmacı, kendisinden başkasına yaşam hakkı tanımayan, faşizan bir karanlıktan başka bir şey değil.

***

Peki bu ayrışma neden?

Çünkü artık AKP ve cemaatin, bunlara ihtiyacı kalmadı.

Onlarca dava, binlerce tutuklu.

Aydınlar, öğrenciler, gazeteciler, askerler, muhalefetin hemen her türünden insan!

Susturulmuş, korkutulmuş, tutsak alınmış bir toplum!

Brecht’in o ünlü dizeleri Türkiye’de vücut buluyor ve sıra liberal aydınlara geliyor.

Demokrasi treni son istasyona giderken, infazlar yaklaşıyor!.

Bir umut var hala!

Henüz film bitmedi.

Bir sürecin içindeyiz hala.

Henüz tarih yazılmadı!

Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu

ahmet-sefik@hotmail.com

www.viratrabzon.com      www.viraturkiye.com