NECATİ ZENGİN'LE TRABZON SANAT TİYATROSU ÜZERİNE Trabzon Sanat Tiyatrosu (TST) Genel Sanat Yönetmeni Necati Zengin:
“Ortada 19 yıllık bir emek var, Trabzon tarihinde böyle bir şey yok. Özel ve
amatör bir tiyatroyuz, Türkiye’nin her köşesine turne yapıyoruz. Tarihe çentik
atıyoruz. Böyle bir tiyatro Türkiye’de yok, bunu gururla söylüyorum.” Necati
Zengin ile Sanatevi’nde söyleştik, biz sorduk o anlattı… Bu sezon sahneye koyduğunuz yeni oyundan
biraz bahsedelim… Öncelikle şunu belirtmek istiyorum, bu yıl Trabzon Sanat Tiyatrosu’nun
19’uncu yılı. Önümüzdeki yıl 20’inci yılımızı çok farklı ve coşkulu bir şekilde
kutlayacağız. Bu yılı önümüzdeki yıla hazırlık olarak düşünüyorum. Bu sezonki
oyunumuza gelince; her yıl olduğu gibi bu yıl da Kültür Bakanlığı’ndan destek
alan bir oyunumuz var. Orhan Kemal’in öykülerinden tiyatro yazarı ve yönetmeni
Erman Canata uyarladı. Oyunumuzun adı ‘Muammer Muammer’, trajikomik, müzikli ve
danslı bir oyun. Renkli, hoş, hem hüzünlü hem de güldürücü yanları olan 2
perdelik bir oyun. Seyircilerimizin beğeneceğini umuyorum. Bu sezonu tek oyunla mı
kapatacaksınız? Maalesef tek oyunla kapatmak zorunda kalıyoruz. Trabzon Sanat Tiyatrosu 19
yıl içerisinde 3-4 yıl boyunca bir sezonda 2 oyun sahneledi. Aslında ben de bunu
çok istiyorum 2 yetmez 3 oyun sahneleyelim fakat salon sorunumuz var, bu çok
önemli bir konu. Trabzon’da tiyatrolara verilen bir tane Hüseyin Kazaz Kültür
Merkezi var. Trabzon’da birçok tiyatro var, her gün bir yenisi kuruluyor,
kurulsun tabii ama bunların niteliğine bakmak lazım. Tiyatro sanatı, kültürü
adına topluma ne veriyorlar? Bunların irdelenmesi lazım, bu tiyatrolara oyun
sergilemeleri için salon verilirken bir takım kriterlerin koyulması lazım. Ben
yıllardır bunun mücadelesini veriyorum. Tiyatro soylu bir sanat, dolayısıyla bu
sanatın hoyratça kullanılmasına karşıyım. TST olarak 19 yıldır tiyatro
yapıyorsunuz. Kalıcı olmayı nasıl başardınız? Bu anlamda, Trabzon Devlet
Tiyatrosuyla başa baş gidiyorsunuz… Tiyatro bir aşk, bir tutku… Benim lise yıllarında böyle bir virüs damarıma
girdi. Üniversiteye istemeyerek girdim, o zamanlar üniversite okumak zorunluluğu
vardı, Trabzon’da sanat adına eğitim alınacak bir bölüm yoktu. İstanbul’a gitmek
lazım ama o günkü koşullarda bunu yapamadık. İsteksiz bir şekilde KTÜ Fizik
Mühendisliği bölümüne girdim, oradan mezun oldum ama hep tiyatro düşündüm. KTÜ
tiyatrosunda çalıştım daha sonra bazı tiyatrolar kurdum oralarda oyunlar
sahneledim. Bunları yaptığım dönemlerde Devlet Tiyatrosu henüz Trabzon’da
kurulmamıştı. Eğer gerçek anlamda bu işe emek verirsen, seversen büyütürsün,
oyuncu da yetiştirirsin, sahnelediğin oyunlarla yurtiçi, yurtdışına turneler de
yaparsın. Verilen tüm bu emeklerin karşılığında, Trabzon Sanat Tiyatrosu,
Trabzon’da Devlet Tiyatrosu’ndan sonra en önemli tiyatro grubu olmayı başardı.
Burada şunu söylemek istiyorum; Devlet Tiyatrosu ile karşılaştırılmayı doğru
bulmuyorum çünkü o devletin tiyatrosu… Bizim gerek sanatsal gerek teknolojik
olarak onlarla boy ölçüşmemiz mümkün değildir. Biz tamamen amatör oyuncularla bu
işi götürüyoruz. Bu güne kadar 350’nin üzerinde oyuncu geldi geçti TST’den, bu
anlamda TST bir ekoldür, bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bu oyuncularınızdan profesyonel alana
geçenler oldu mu? Trabzon Devlet tiyatrosunda, TST kökenli 5 tane oyuncu var. Ayrıca yine TST
kökenli 15 arkadaşımız başka tiyatrolarda, televizyon dizilerinde oynamaktadır.
Bu arkadaşlarımız şuan hayatlarını oyunculuktan kazanmaktadır. Yani işi ciddiye
alırsanız, şarlatanlığa ve popülizme kaçmadan yaparsanız belli bir kimlik
ediniyorsunuz. Tarihe de bir çentik atıyorsunuz. Ama bir kez daha, ısrarla
söylemek istiyorum; bizim TST olarak Trabzon Devlet Tiyatrosu ile bir yarışa
girmemiz ya da onlara rakip olmamız mümkün değildir. Bizim kapasitemiz,
imkanlarımız belli. Ayrıca biz her oyunda Trabzon Devlet Tiyatrosundan teknik
yardım alıyoruz. Bu anlamda onlara çok teşekkür ediyorum. Bugüne kadar devlet
tiyatrosunda birçok müdür değişti ama hepsinden dekor, kostüm anlamında destek
aldık. Bu anlamda onlara minnettarız. Tiyatroya yıllarınızı verdiniz, bu süre
zarfında hiç ‘Artık yeter, benden bu kadar’ dediniz mi? Onu söylemek kolay değil, tabii ki zaman zaman yoruluyorum, bunalıyorum. O
anlarda oyuncularıma da söylüyorum ‘artık yeter, siz alın götürün bu işi’ diye.
Bu anlamda heyecanlı arkadaşlarım var, onlar da yapmak istiyorlar. Birkaç oyuncu
arkadaşımıza yönetmenlik yaptırdım, bundan sonra da yaptıracağım. TST’nin sanat
yönetmenliği hiçbir zaman benim tekelimde olmadı. Biz bu tiyatroyu Gürcü tiyatro
yönetmeni Varlam Lali Nikoladze ile 1993 yılında kurduk. Kendisi şu anda
İstanbul, Haliç Üniversitesi’nde hocalık yapıyor. Birlikte olduğumuz dönem
içerisinde değişmeli olarak oyunları yönettik. O gittikten sonra yönetmenlik
işini ben devam ettirdim. Bu güne kadar 23 oyun sahneledik. Bunlardan 3-4
tanesini Varlam yönetti. İki tanesini iki oyuncum yönetti. Bir tanesini Ermeni
yönetmen Hırant Agopyan yönetti. Bunların haricindeki oyunları ben yönettim.
Oyuncularıma da söylediğim gibi, bir tiyatro bir kişinin tekelinde olmaz.
Gerçekten bu işi yapabilecek arkadaşlarım yetişti. İnsanın başına her şey
gelebilir, pat diye öldün gittin, ben bu iş benden sonra da yürüsün istiyorum.
Ortada 19 yıllık bir emek var, Trabzon tarihinde böyle bir şey yok. Özel ve
amatör bir tiyatroyuz ve Türkiye’nin hemen her yerine turne yapıyoruz. Tarihe
çentik atıyoruz. Böyle bir tiyatro Türkiye’de yok, bunu gururla söylüyorum. Sahnelediğiniz oyunlara baktığımız da,
oldukça cesur bir çizgi izliyorsunuz? Oyunlarınızı seçerken nelere dikkat
ediyorsunuz? Biz Varlam ile bu tiyatroyu kurarken günlerce konuştuk. Ben tiyatro ve sanat
anlayışımı ona söyledim, o da bana söyledi. Çok ilginç bir tesadüftür, aynı
noktada kesiştik. Neydi bu karşılıklı düşüncemiz? Bir kere özgün, farklı
kültürleri, farklı konuları ve düşünceleri anlatan Türkiye’de oynanmamış
oyunları sahnelemek. İkincisi, toplumsal bir kaygımız olacak. Bugüne kadar
sahnelediğimiz oyunlarda hep bu olanaklarımızı zorladık. Bugüne kadar
sahnelediğimiz oyun repertuarımıza baktığımızda, Türk ve Dünya edebiyatının
kalburüstü yazarları olduğunu görürüz. Örneğin; Türkiye’den Yaşar Kemal, Aziz
Nesin, Orhan Kemal, Oktay Arayıcı, Erhan Bener, Erman Canata, Nazım Hikmet.
Dünya edebiyatından; Bertolt Brecht, (Dünya’da en çok oyunu sahnelenen 4
yazardan bir tanesi). Maksim Gorki, Cengiz Aytmatov (Türkiye’de ilk kez
Aytmatov’un oyunu ‘Deniz’de Ala Köpek’ 1996 yılında TST tarafından sahnelendi).
Eduardo De Filippo, William Saroyan. Sergilediğimiz bu 23 oyun içerisinde 9
tanesi Türkiye’de ilk kez sahnelendi, bunu da TST yaptı. Bu güne kadar
sahnelediğimiz oyunların hiç biri daha önce Trabzon’da oynanmadı. Ayrıca Trabzon
Devlet Tiyatrosu’nun sahnelediği hiçbir oyunu TST olarak sahneye koymadık. Oyun
repertuarımızı oluştururken bunlara dikkat ediyoruz. Trabzon’daki tiyatro kültürünü ve
seyircisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Tarihsel süreçten başlamak istiyorum, geçmişten günümüze kadar Trabzon’da
tiyatro tarihine baktığımızda, Osmanlı’dan gelen kültür ve ticaret şehri
özelliklerine spor da eklenmiştir. Osmanlı’dan itibaren Trabzon’da zaten bir
tiyatro alt yapısı oluşmuş. Bu daha çok geleneksel köy seyirlik oyunları,
kalandar şenlikleri, Hacivat-Karagöz şeklinde oluşmuş. Batılı anlamda modern
tiyatro İstanbul Belediye Şehir Tiyatroları o zamanki adı Darül Beda-i ile
Trabzon’a geldi. Muhsin Ertuğrul öncülüğünde oyuncular İstanbul’dan gemiyle
Trabzon’a gelip burada bir hafta kalıp tiyatro oyunu oynuyorlardı. Sadece bir
oyun değil 5-6 tane farklı oyun oynuyorlardı. Çünkü seyirci az, o nedenle farklı
oyunlar görmek istiyorlar. Tiyatrocular geldiler oyunlar oynadılar, o insanlar
izlediler ve tiyatro seyirci alt yapısı oluştu. Kuyu dibinden dolar misali
amatör oyuncular yetişti. Burada spor kulüpleri devreye girdi. Dünya tarihinde
olmayan bir olaydır, amatör spor kulüplerimizin hepsinin tiyatro kolları vardı.
Sahadaki rekabet sahnede devam etti. Trabzonspor mucizesinin altında sanat
kültürü var, birikim var, tiyatro kültürü var. Ama bu kültür günümüzde artık
kalmadı. Günümüzde her üç-beş yılda bir tiyatro seyircisi değişiyor. Çok hızlı
bir değişim yaşıyoruz, internet çağındayız dolayısıyla insanların zevk ve
anlayışları çok çabuk değişiyor. Trabzon, tiyatro seyircisi anlamında Türkiye
ortalamasının çok üzerinde olduğunu da rahatlıkla söyleyebilirim. *** Kimdir? Trabzon'da doğdu.1973 yılında Trabzon Lisesini bitirdi. Karadeniz Teknik
Üniversitesi Fizik Mühendisliği bölümünden 1978 yılında mezun oldu. K.T.Ü (1975)
tiyatrosunun kuruluşunda da görev aldı. Kuruluşunda görev aldığı ve yönetmenlik
yaptığı tiyatrolar sırası ile Çukurçayır Gençler Tiyatrosu, Trabzon TLYD
Tiyatrosu, Trabzon Deneme Sahnesi ve son olarak Trabzon Sanat Tiyatrosu'dur.
Tiyatro ve Sinema üzerine yayınlanmış yazıları vardır. "Tiyatro sanatı; kumsalda
kuma çizilen herhangi bir çizgiye benzer. Zaman dalgası o çizgiyi tamamen siler
ve yok eder. Ama başka bir oyunda her şey yeniden başlar ve farklı yeni çizgiler
yaratılır." TST TARİHİ Trabzon Sanat Tiyatrosu 1993 yılında Necati Zengin ve Gürcü yönetmen Varlam
Lali Nikoladze tarafından kuruldu. Kurulduğu tarihten beri her yıl seyircisinin
karşısına çıkan Trabzon Sanat Tiyatrosu sahnelediği oyunlarla hep ilklerin
tiyatrosu olmayı başardı. 19 yıldır aralıksız her yıl oyun çıkaran ve turne
düzenleyen TST, bugüne kadar bünyesinden birçok oyuncuyu profesyonel alana
taşıdı. Trabzon’un Tiyatro tarihi Evrensel Gazetesi yazarı Üstün Akmen, Necati Zengin’in ‘Osmanlı’dan Günümüze
Trabzon’un Tiyatro Tarihi’ adlı eserini köşesine konu etmişti. İşte Akmen’in
yazısından bir bölüm: “…Osmanlı’dan Günümüze Trabzon’un Tiyatro Tarihi”nde, aynı
Ordu’da olduğunca Trabzon’da da Trabzon İdmanocağı, Gençlerbirliği, Necmiâti,
İdmangücü, Birlikspor, Doğan Gençlikspor kulüplerinin kültürel etkinliklerine
tanık oluyor ve doğal olarak şaşırıyoruz. Bir toplumun ekonomik, sosyal ve
demokratik gelişmesinin, o toplumun bireylerinin kendi sorunlarını çözümüne
yönelik faaliyetlere gönüllü olarak katılma düzeyleriyle yakından ilgili
oluşunun altını mükemmel bir titizlikle çiziyor Necati Zengin. Bölüme
alıntılanan Ahmet Özer-Arslan Pulathaneli’nin Trabzon Dergisi’nin 1990/4
sayısında yer alan yazıları da üçüncü sektör olarak da adlandırılan sivil toplum
kuruluşlarının en eski dönemlerden beri toplumda varolan sorunlara çabuk ve
etkili çözümler üretebilmek, kendi içinde ve dışında diğer gruplara ulaşabilmek
için güç birlikleri oluşturma çabasını ortaya koyuyor. Ne ilginç! Taaa o
yıllarda Trabzon’un amatör spor kulüpleri, devletin, kamu sektörünün yetersiz
kaldığı alanlarda topluma hizmet götürmek amacıyla ortak hedefe yönelmiş
insanlar tarafından kurulurmuş. Taraftar kisvesi altında insanlar birbirine
kırdırılmaz, döner bıçakları çıkarılmaz, tribün cinayetleri olmazmış…”
2012.
01.
23
Fatma YAVUZ/KUZEY EKSPRES


Bir toplumun kültürünü arttırmak istiyorsanız, o
toplumda sanata yatırım yapmalısınız, sanatçıya değer vermelisiniz. Burada
gerçek sanat ve sanatçıdan bahsediyorum. Popüler kültürün yarattığı sabun köpüğü
sanat ve sanatçıdan değil. Sanat, toplumların kültürel anlamda kalkınmasında en
etkili ve en kısa yoldur.
***
TST olarak, 20’inci yılımızla ilgili
olanaklarımızı da zorlayarak çok güzel bir proje ortaya koymayı planlıyoruz. Bu
konuda Varlam ile sürekli konuşuyoruz. O İstanbul’da ama aklı fikri Trabzon’da.
20’inci yıla yakışan bir oyun sahnelemeyi düşünüyoruz. Oyunun yanında başka
etkinliklerimiz de olacak.
www.viratrabzon.com www.viraturkiye.com
