NECATİ ZENGİN'LE TRABZON SANAT TİYATROSU ÜZERİNE
2012. 01. 23
Fatma YAVUZ/KUZEY EKSPRES

Trabzon Sanat Tiyatrosu (TST) Genel Sanat Yönetmeni Necati Zengin: “Ortada 19 yıllık bir emek var, Trabzon tarihinde böyle bir şey yok. Özel ve amatör bir tiyatroyuz, Türkiye’nin her köşesine turne yapıyoruz. Tarihe çentik atıyoruz. Böyle bir tiyatro Türkiye’de yok, bunu gururla söylüyorum.” Necati Zengin ile Sanatevi’nde söyleştik, biz sorduk o anlattı…

Bu sezon sahneye koyduğunuz yeni oyundan biraz bahsedelim…

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum, bu yıl Trabzon Sanat Tiyatrosu’nun 19’uncu yılı. Önümüzdeki yıl 20’inci yılımızı çok farklı ve coşkulu bir şekilde kutlayacağız. Bu yılı önümüzdeki yıla hazırlık olarak düşünüyorum. Bu sezonki oyunumuza gelince; her yıl olduğu gibi bu yıl da Kültür Bakanlığı’ndan destek alan bir oyunumuz var. Orhan Kemal’in öykülerinden tiyatro yazarı ve yönetmeni Erman Canata uyarladı. Oyunumuzun adı ‘Muammer Muammer’, trajikomik, müzikli ve danslı bir oyun. Renkli, hoş, hem hüzünlü hem de güldürücü yanları olan 2 perdelik bir oyun. Seyircilerimizin beğeneceğini umuyorum.

Bu sezonu tek oyunla mı kapatacaksınız?

Maalesef tek oyunla kapatmak zorunda kalıyoruz. Trabzon Sanat Tiyatrosu 19 yıl içerisinde 3-4 yıl boyunca bir sezonda 2 oyun sahneledi. Aslında ben de bunu çok istiyorum 2 yetmez 3 oyun sahneleyelim fakat salon sorunumuz var, bu çok önemli bir konu. Trabzon’da tiyatrolara verilen bir tane Hüseyin Kazaz Kültür Merkezi var. Trabzon’da birçok tiyatro var, her gün bir yenisi kuruluyor, kurulsun tabii ama bunların niteliğine bakmak lazım. Tiyatro sanatı, kültürü adına topluma ne veriyorlar? Bunların irdelenmesi lazım, bu tiyatrolara oyun sergilemeleri için salon verilirken bir takım kriterlerin koyulması lazım. Ben yıllardır bunun mücadelesini veriyorum. Tiyatro soylu bir sanat, dolayısıyla bu sanatın hoyratça kullanılmasına karşıyım.

TST olarak 19 yıldır tiyatro yapıyorsunuz. Kalıcı olmayı nasıl başardınız? Bu anlamda, Trabzon Devlet Tiyatrosuyla başa baş gidiyorsunuz…

Tiyatro bir aşk, bir tutku… Benim lise yıllarında böyle bir virüs damarıma girdi. Üniversiteye istemeyerek girdim, o zamanlar üniversite okumak zorunluluğu vardı, Trabzon’da sanat adına eğitim alınacak bir bölüm yoktu. İstanbul’a gitmek lazım ama o günkü koşullarda bunu yapamadık. İsteksiz bir şekilde KTÜ Fizik Mühendisliği bölümüne girdim, oradan mezun oldum ama hep tiyatro düşündüm. KTÜ tiyatrosunda çalıştım daha sonra bazı tiyatrolar kurdum oralarda oyunlar sahneledim. Bunları yaptığım dönemlerde Devlet Tiyatrosu henüz Trabzon’da kurulmamıştı. Eğer gerçek anlamda bu işe emek verirsen, seversen büyütürsün, oyuncu da yetiştirirsin, sahnelediğin oyunlarla yurtiçi, yurtdışına turneler de yaparsın. Verilen tüm bu emeklerin karşılığında, Trabzon Sanat Tiyatrosu, Trabzon’da Devlet Tiyatrosu’ndan sonra en önemli tiyatro grubu olmayı başardı. Burada şunu söylemek istiyorum; Devlet Tiyatrosu ile karşılaştırılmayı doğru bulmuyorum çünkü o devletin tiyatrosu… Bizim gerek sanatsal gerek teknolojik olarak onlarla boy ölçüşmemiz mümkün değildir. Biz tamamen amatör oyuncularla bu işi götürüyoruz. Bu güne kadar 350’nin üzerinde oyuncu geldi geçti TST’den, bu anlamda TST bir ekoldür, bunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Bu oyuncularınızdan profesyonel alana geçenler oldu mu?

Trabzon Devlet tiyatrosunda, TST kökenli 5 tane oyuncu var. Ayrıca yine TST kökenli 15 arkadaşımız başka tiyatrolarda, televizyon dizilerinde oynamaktadır. Bu arkadaşlarımız şuan hayatlarını oyunculuktan kazanmaktadır. Yani işi ciddiye alırsanız, şarlatanlığa ve popülizme kaçmadan yaparsanız belli bir kimlik ediniyorsunuz. Tarihe de bir çentik atıyorsunuz. Ama bir kez daha, ısrarla söylemek istiyorum; bizim TST olarak Trabzon Devlet Tiyatrosu ile bir yarışa girmemiz ya da onlara rakip olmamız mümkün değildir. Bizim kapasitemiz, imkanlarımız belli. Ayrıca biz her oyunda Trabzon Devlet Tiyatrosundan teknik yardım alıyoruz. Bu anlamda onlara çok teşekkür ediyorum. Bugüne kadar devlet tiyatrosunda birçok müdür değişti ama hepsinden dekor, kostüm anlamında destek aldık. Bu anlamda onlara minnettarız.

12.20120123125727.jpg

Tiyatroya yıllarınızı verdiniz, bu süre zarfında hiç ‘Artık yeter, benden bu kadar’ dediniz mi?

Onu söylemek kolay değil, tabii ki zaman zaman yoruluyorum, bunalıyorum. O anlarda oyuncularıma da söylüyorum ‘artık yeter, siz alın götürün bu işi’ diye. Bu anlamda heyecanlı arkadaşlarım var, onlar da yapmak istiyorlar. Birkaç oyuncu arkadaşımıza yönetmenlik yaptırdım, bundan sonra da yaptıracağım. TST’nin sanat yönetmenliği hiçbir zaman benim tekelimde olmadı. Biz bu tiyatroyu Gürcü tiyatro yönetmeni Varlam Lali Nikoladze ile 1993 yılında kurduk. Kendisi şu anda İstanbul, Haliç Üniversitesi’nde hocalık yapıyor. Birlikte olduğumuz dönem içerisinde değişmeli olarak oyunları yönettik. O gittikten sonra yönetmenlik işini ben devam ettirdim. Bu güne kadar 23 oyun sahneledik. Bunlardan 3-4 tanesini Varlam yönetti. İki tanesini iki oyuncum yönetti. Bir tanesini Ermeni yönetmen Hırant Agopyan yönetti. Bunların haricindeki oyunları ben yönettim. Oyuncularıma da söylediğim gibi, bir tiyatro bir kişinin tekelinde olmaz. Gerçekten bu işi yapabilecek arkadaşlarım yetişti. İnsanın başına her şey gelebilir, pat diye öldün gittin, ben bu iş benden sonra da yürüsün istiyorum. Ortada 19 yıllık bir emek var, Trabzon tarihinde böyle bir şey yok. Özel ve amatör bir tiyatroyuz ve Türkiye’nin hemen her yerine turne yapıyoruz. Tarihe çentik atıyoruz. Böyle bir tiyatro Türkiye’de yok, bunu gururla söylüyorum.

Sahnelediğiniz oyunlara baktığımız da, oldukça cesur bir çizgi izliyorsunuz? Oyunlarınızı seçerken nelere dikkat ediyorsunuz?

Biz Varlam ile bu tiyatroyu kurarken günlerce konuştuk. Ben tiyatro ve sanat anlayışımı ona söyledim, o da bana söyledi. Çok ilginç bir tesadüftür, aynı noktada kesiştik. Neydi bu karşılıklı düşüncemiz? Bir kere özgün, farklı kültürleri, farklı konuları ve düşünceleri anlatan Türkiye’de oynanmamış oyunları sahnelemek. İkincisi, toplumsal bir kaygımız olacak. Bugüne kadar sahnelediğimiz oyunlarda hep bu olanaklarımızı zorladık. Bugüne kadar sahnelediğimiz oyun repertuarımıza baktığımızda, Türk ve Dünya edebiyatının kalburüstü yazarları olduğunu görürüz. Örneğin; Türkiye’den Yaşar Kemal, Aziz Nesin, Orhan Kemal, Oktay Arayıcı, Erhan Bener, Erman Canata, Nazım Hikmet. Dünya edebiyatından; Bertolt Brecht, (Dünya’da en çok oyunu sahnelenen 4 yazardan bir tanesi). Maksim Gorki, Cengiz Aytmatov (Türkiye’de ilk kez Aytmatov’un oyunu ‘Deniz’de Ala Köpek’ 1996 yılında TST tarafından sahnelendi). Eduardo De Filippo, William Saroyan. Sergilediğimiz bu 23 oyun içerisinde 9 tanesi Türkiye’de ilk kez sahnelendi, bunu da TST yaptı. Bu güne kadar sahnelediğimiz oyunların hiç biri daha önce Trabzon’da oynanmadı. Ayrıca Trabzon Devlet Tiyatrosu’nun sahnelediği hiçbir oyunu TST olarak sahneye koymadık. Oyun repertuarımızı oluştururken bunlara dikkat ediyoruz.

13.jpg

Trabzon’daki tiyatro kültürünü ve seyircisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tarihsel süreçten başlamak istiyorum, geçmişten günümüze kadar Trabzon’da tiyatro tarihine baktığımızda, Osmanlı’dan gelen kültür ve ticaret şehri özelliklerine spor da eklenmiştir. Osmanlı’dan itibaren Trabzon’da zaten bir tiyatro alt yapısı oluşmuş. Bu daha çok geleneksel köy seyirlik oyunları, kalandar şenlikleri, Hacivat-Karagöz şeklinde oluşmuş. Batılı anlamda modern tiyatro İstanbul Belediye Şehir Tiyatroları o zamanki adı Darül Beda-i ile Trabzon’a geldi. Muhsin Ertuğrul öncülüğünde oyuncular İstanbul’dan gemiyle Trabzon’a gelip burada bir hafta kalıp tiyatro oyunu oynuyorlardı. Sadece bir oyun değil 5-6 tane farklı oyun oynuyorlardı. Çünkü seyirci az, o nedenle farklı oyunlar görmek istiyorlar. Tiyatrocular geldiler oyunlar oynadılar, o insanlar izlediler ve tiyatro seyirci alt yapısı oluştu. Kuyu dibinden dolar misali amatör oyuncular yetişti. Burada spor kulüpleri devreye girdi. Dünya tarihinde olmayan bir olaydır, amatör spor kulüplerimizin hepsinin tiyatro kolları vardı. Sahadaki rekabet sahnede devam etti. Trabzonspor mucizesinin altında sanat kültürü var, birikim var, tiyatro kültürü var. Ama bu kültür günümüzde artık kalmadı. Günümüzde her üç-beş yılda bir tiyatro seyircisi değişiyor. Çok hızlı bir değişim yaşıyoruz, internet çağındayız dolayısıyla insanların zevk ve anlayışları çok çabuk değişiyor. Trabzon, tiyatro seyircisi anlamında Türkiye ortalamasının çok üzerinde olduğunu da rahatlıkla söyleyebilirim.

Bir toplumun kültürünü arttırmak istiyorsanız, o toplumda sanata yatırım yapmalısınız, sanatçıya değer vermelisiniz. Burada gerçek sanat ve sanatçıdan bahsediyorum. Popüler kültürün yarattığı sabun köpüğü sanat ve sanatçıdan değil. Sanat, toplumların kültürel anlamda kalkınmasında en etkili ve en kısa yoldur.

***

TST olarak, 20’inci yılımızla ilgili olanaklarımızı da zorlayarak çok güzel bir proje ortaya koymayı planlıyoruz. Bu konuda Varlam ile sürekli konuşuyoruz. O İstanbul’da ama aklı fikri Trabzon’da. 20’inci yıla yakışan bir oyun sahnelemeyi düşünüyoruz. Oyunun yanında başka etkinliklerimiz de olacak.

***

Kimdir?

Trabzon'da doğdu.1973 yılında Trabzon Lisesini bitirdi. Karadeniz Teknik Üniversitesi Fizik Mühendisliği bölümünden 1978 yılında mezun oldu. K.T.Ü (1975) tiyatrosunun kuruluşunda da görev aldı. Kuruluşunda görev aldığı ve yönetmenlik yaptığı tiyatrolar sırası ile Çukurçayır Gençler Tiyatrosu, Trabzon TLYD Tiyatrosu, Trabzon Deneme Sahnesi ve son olarak Trabzon Sanat Tiyatrosu'dur. Tiyatro ve Sinema üzerine yayınlanmış yazıları vardır. "Tiyatro sanatı; kumsalda kuma çizilen herhangi bir çizgiye benzer. Zaman dalgası o çizgiyi tamamen siler ve yok eder. Ama başka bir oyunda her şey yeniden başlar ve farklı yeni çizgiler yaratılır."

TST TARİHİ

Trabzon Sanat Tiyatrosu 1993 yılında Necati Zengin ve Gürcü yönetmen Varlam Lali Nikoladze tarafından kuruldu. Kurulduğu tarihten beri her yıl seyircisinin karşısına çıkan Trabzon Sanat Tiyatrosu sahnelediği oyunlarla hep ilklerin tiyatrosu olmayı başardı. 19 yıldır aralıksız her yıl oyun çıkaran ve turne düzenleyen TST, bugüne kadar bünyesinden birçok oyuncuyu profesyonel alana taşıdı.

Trabzon’un Tiyatro tarihi

Evrensel Gazetesi yazarı Üstün Akmen, Necati Zengin’in ‘Osmanlı’dan Günümüze Trabzon’un Tiyatro Tarihi’ adlı eserini köşesine konu etmişti. İşte Akmen’in yazısından bir bölüm: “…Osmanlı’dan Günümüze Trabzon’un Tiyatro Tarihi”nde, aynı Ordu’da olduğunca Trabzon’da da Trabzon İdmanocağı, Gençlerbirliği, Necmiâti, İdmangücü, Birlikspor, Doğan Gençlikspor kulüplerinin kültürel etkinliklerine tanık oluyor ve doğal olarak şaşırıyoruz. Bir toplumun ekonomik, sosyal ve demokratik gelişmesinin, o toplumun bireylerinin kendi sorunlarını çözümüne yönelik faaliyetlere gönüllü olarak katılma düzeyleriyle yakından ilgili oluşunun altını mükemmel bir titizlikle çiziyor Necati Zengin. Bölüme alıntılanan Ahmet Özer-Arslan Pulathaneli’nin Trabzon Dergisi’nin 1990/4 sayısında yer alan yazıları da üçüncü sektör olarak da adlandırılan sivil toplum kuruluşlarının en eski dönemlerden beri toplumda varolan sorunlara çabuk ve etkili çözümler üretebilmek, kendi içinde ve dışında diğer gruplara ulaşabilmek için güç birlikleri oluşturma çabasını ortaya koyuyor. Ne ilginç! Taaa o yıllarda Trabzon’un amatör spor kulüpleri, devletin, kamu sektörünün yetersiz kaldığı alanlarda topluma hizmet götürmek amacıyla ortak hedefe yönelmiş insanlar tarafından kurulurmuş. Taraftar kisvesi altında insanlar birbirine kırdırılmaz, döner bıçakları çıkarılmaz, tribün cinayetleri olmazmış…”

www.viratrabzon.com      www.viraturkiye.com