
Dün bu yazıyı yazmak üzere bilgisayarın başına oturduğumda gündemim, Kamu İhale Kurumu(KİK)’nun yaptığı ve bedeli milyarlarca lira olan ihalelerde dönen yolsuzluklarla ilgili operasyondu.
Ancak son bir gelişme bu gündemi ikiye bölmeme neden oldu. İlk etapta yine de KİK ihaleleriyle ilgili yapılan operasyon olsa da, diğer çok önemli gündem, Atatürk’ün fotoğraflarının bazı valilik resmi internet sitelerinden kaldırılmasına yönelik olacak.
Birincisi basına yansıdı, muhtemelen biliyorsunuzdur, KİK ihaleleriyle ilgili polisin yaptığı operasyonda gözaltına alınan ve daha sonra da mahkemeye çıkarılan 15 kişiden 12’si tutuklandı, 3’ü de serbest bırakıldı.
Bu operasyonun Trabzon’u ilgilendiren en önemli yanı, gözaltına alınan 15 kişi içinde Trabzonluların da bulunması idi.
Konu adliyeye yansıdı, bundan sonrasını mahkemeler çözecek.
Bu olay AKP Genel Başkanı ve Başbakan Erdoğan’ın çoğu konuşmalarında sıkça vurgu yaptığı, “Yolsuzlukları, yasakları kaldıracağız ve yoksullukla mücadele edeceğiz diyerek yola çıktık. Bunda büyük oranda başarılı olduk. Yüzde 100 demesem bile çok başarılı olduk” ifadesinin gerçekle uzaktan yakından ilişkisinin olmadığını göstermektedir!
Genel ya da yerel bazda yazdığım yazıların büyük çoğunluğunun içeriği iktidar eleştirisi olduğu için, “aşırı AKP karşıtı” olarak nitelendiriliyorum.
Oysaki gazetecin birinci görevi, halk adına iktidarların yapamadıkları ya da yapmadıklarını eleştirmektir.
Bugün bu genel kural bir iki televizyon ya da gazete hariç rafa kaldırıldığı için, biz ön plana çıkmış oluyoruz.
Yoksa işin doğası budur.
Şimdi bu ön bilgiyi neden söyleme gereği duydum. Önceki hafta sonu yapılan polis operasyonundan sonra AKP iktidarına çok büyük destek veren “yetmez ama evet”çi Ahmet Altan, AKP ve Başbakan Erdoğan’a yönelik çok ağır eleştiriyi içeren bir yazı kaleme aldı.
Ahmet Altan, “yetmez ama evet” sloganıyla AKP’yi destekleyen yazarların en başında olduğu için bu olaydan sonra Başbakan için yazdığı eleştiriyi okumamış ya da gözünüzden kaçmış olabileceği için sizlerle paylaşmak istiyorum.
Şöyle sesleniyor Ahmet Altan Başbakan Erdoğan’a ve partisi AKP’ye:
“Devlet, insanların ahlakına güvenilerek yönetilmez! Avrupa Birliği niye çok sağlam bir ihale yasasıyla yönetmeliği hazırlıyor? Böyle yolsuzluklara izin vermemek için. Peki, neden bizim yöneticiler o yasaları ve yönetmelikleri burada da uygulamıyorlar?
Çünkü ihalelerde rahat ve özgür davranmak istiyorlar, devleti yönetenler ihalelerde öyle ‘özgürlük’ alanları açarlarsa oradan çok adam geçer, kimse de onları kolayından durduramaz.
Bizim AKP’ye ve Erdoğan’a en büyük itirazımız da bu noktada ortaya çıkıyor zaten. Hiçbir sorunu bir “sistem” çerçevesinde köklü biçimde çözmüyor. Ve her yerde yeni krizlerle karşılaşıyor. Kürt meselesini demokratik bir anlayışla çözmeye yanaşmıyor Uludere katliamı yaşanıyor, Terörle Mücadele Kanunu düzeltmiyor hapishaneler gösterilere katılan genç çocuklarla doluyor, ‘adli polis’ kurmuyor atamalarla polisi yönetmeye çabalarken kendi polisinden kuşkulanacak noktaya geliyor, devleti şeffaflaştırmıyor Hrant Dink cinayetinin asıl katilleri bulunamıyor, doğru dürüst bir ihale yasası yapmaya yanaşmıyor yolsuzluk patlıyor, fikir özgürlüğünü sağlamak yerine kendi medyasını kurmaya kalkışıyor. Zavallı insanları gerçekleri saklayan sahtekârlara çeviriyor... Sistemsiz bir bulanıklık içinde “mutlak iktidar” olmak isterken her yanından ölümler, acılar, ahlaksızlıklar, tuhaflıklar fışkıran darmadağınık bir garabet yaratıyor. Hem kendisi rezil oluyor, hem memleketi bir kaosun içine sokuyor!”
Sanıyorum AKP’ye ve Başbakan Erdoğan’a büyük çoğunlukla destek veren ve Erdoğan’dan demokrasi bekleyen Ahmet Altan’ın bu yazdıkları, benim yazılarıma “çok AKP karşıtı” diyenlere bir yanıt olur.
BU NE AYMAZLIK!
Bu yazının başlığını “utandım” diye atmamın asıl nedeni, dün Sözcü gazetesinde manşete taşınan olaydı.
Sözcü gazetesinin dünkü manşeti, “Atatürk’ün resimlerini birer birer kaldırıyorlar” şeklindeydi.
Yazılarıma başlamadan önce mutlaka genel ve yerel gündeme bakar ve ona göre yazımı yazarım. İşte dün de bu tarama sırasında Sözcü’nün manşetini görünce, başımdan aşağı kaynar sular dökülmüş kadar oldum.
Sözcü’nün manşetinde Atatürk’ün fotoğraflarının kaldırıldığı valilik internet siteleri Sivas, Erzurum, Konya ve Malatya idi.
Düşünebiliyor musunuz, Erzurum ve Sivas Türkiye Cumhuriyeti için en büyük öneme haiz iki il. Kurtuluş Savaşı’nın ilk meşalelerinin yakıldığı, o ünlü kongrelerin olduğu illerimiz.
Konya ve Malatya’yı bu illerden ayırabilir miyiz?
Asla!
Ama bu haberi okuyunca ilk aklıma gelen il elbette ki Trabzon oldu. Hemen internetten Trabzon Valiliği resmi internet sitesine girdim ve tam bir şok yaşadım!
Trabzon Valiliği’nin internet sitesinde de bu ülkenin kurtarıcısı ve kurucusunun fotoğrafı ana sayfanın başında yoktu!
Peki, daha önce varmaydı da sonradan kaldırılmıştı?
Hatırladığım, eskiden var olduğu şeklindeydi. Ama internet üzerinden yaptığım araştırma sonucunda eski konumuna ulaşamadım.
Onun için ilk başta var olup da sonradan kaldırıldığı şeklinde kesin bir şey söyleyemiyorum.
Ancak böyle olmazsa bile, yani şu anda olmaması dahi tam bir skandal!
Bununla beraber bölge illerinin resmi internet sitesine baktım. Rize ve Artvin’in dışındaki Gümüşhane, Giresun ve Ordu illerinde de valilik internet sitesi ana sayfasında Atatürk’ün fotoğrafı bulunmuyordu.
Bu bana göre Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa kemal Atatürk’e yapılabilecek en büyük haksızlıktır.
Skandaldır!
Ve bu durumdan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak büyük utanç duydum!
| Yazarın Yazdığı Son 20 Yazı |
|
|