Burhan Çuhadaroğlu

Üniversitenin Seçimi-3:Oy’un Kerameti

Daha önceden de ifade etmiş olduğum gibi; rektörlük seçim sürecinin bizim görüş alanımız içerisinde kalan kısmı olan üniversitedeki “oylama ayağı” işin en heyecanlı yanıdır. Her ne kadar rektörün atanması konusunda kesin karar diğer aşamalarda verilecek olsa da, üniversitede alınacak olan en fazla oy adayın şansını önemli ölçüde artırmaktadır. Nitekim mevcut sistem içerisinde seçimi ve atamayı yapacak olan üst kurumlardan destek isteyen bütün adaylara verilen yanıt: “Evet ama üniversitendeki desteğini de bir görelim” şeklindedir. Açıkçası üst kurum yetkililerinden “seni rektör olarak görmeyi isteriz, ancak yüksek oy alarak bizim işimizi de toplum önünde kolaylaştırmalısın” yanıtını bizzat duymadım ama bu cümlenin kurulduğundan da adım gibi eminim. Bu nedenle bütün rektör adayları için oy çok önemli bir değerdir.  

 

Bu noktada bir başka gerçeği de dile getirmeden geçmeyelim. Mevcut sistem içerisinde her isteyenin rektörlük seçim sürecine dâhil olma şansı yoktur. Zira aykırı bir adayın kendi üniversitesinde en yüksek oyu alma olasılığı olsa bile (ki çok zayıf bir olasılıktır), YÖK ve mevcut siyasi iktidar ile “uyumlu” ve “anlayışlı” çalışması imkânı yoksa bu yarışı baştan kaybetmiş demektir. “Muhalif” kalıp eleştirilerine devam etmesinde yarar vardır. Burada seçim sürecine giren adayların üst kurumlar ile uyum halinde çalışacakları kabulünü baştan yapmak gerektiğini tekrar hatırlatalım.    

 

İşin üniversitede oy isteme sürecine ilişkin olan yönü, aslında üniversitedeki herkesin işine gelmektedir. Zira seçim sürecinde üniversitelerdeki bütün birimlerin havası değişir ve herkes kendisini çok önemli görmeye başlar. Özellikle orta yaş grubundaki akademisyenlerin önemli bir kısmı, arzu ettiği ya da yapılmasını istediği şeyleri rektör adaylarından talep edecek kozun elinde olduğuna inanırlar. İşlerde yavaşlama görülürken, bütün kusurların üzeri örtülür. Seçim tamamlanıp yeni yönetim işbaşı yapıncaya kadar geçen birkaç aylık süre içerisinde üniversitede tam bir demokrasi havası eser (keşke 4 yıl boyunca da böyle olsa). Seçim tamamlandıktan sonra ataması yapılan rektörün, adaylık sürecinde katlanmış olduğu bütün kaprislerin acısını kendilerinden çıkartabileceği hissine kapılan akademisyenler, hemen kendilerine çeki düzen vererek işlerinin başına geri dönerler. Aslında bir komedi filmi senaryosunu andıran bu süreç maalesef gerçeğin ta kendisidir.

 

Gelelim rektör adaylarının gözünden duruma nasıl bakıldığına. Rektör adaylarının büyük bir çoğunluğu ile akademisyenler arasında adını tam olarak bilmediğim garip bir iletişim yaşanır. Her iki tarafın da nedeninin oy olduğunu bildiği bu iletişim içerisinde oy genellikle konuşulmaz. Destek isteme ziyaretlerinde havadan sudan konularda konuşulur ve mevcut üniversite yönetimini yerden yere vuran eleştiriler yapılır. Kendisinden oy istenen akademisyenin meşrebine uygun konular etrafında dönülür ve akademisyenler özellikle desteği zayıf olan rektör adaylarını bol ve uçuk vaatler vermeye zorlar. Bu görüşmelerde adayın birkaç yakın arkadaşının yardımıyla hazırlamış olduğu ve çoğunlukla başka yerlerden alıntılardan oluşan seçim bildirge kitapçığı büyük bir nezaketle takdim edilir ve veda edilir. Bu seçim kitapçıklarından bir tanesine bir dönem ben de uzunca bir süre geceli gündüzlü ve orijinal bir çalışma yaparak katkıda bulunduğum halde, diğerlerinin bir akşamda bir yerlerden yaptıkları birkaç sayfa alıntıyı kendi görüşleri olarak kitapçığa koyduklarına hayretle tanık olmuştum. Yani rektörlük seçim bildirgesi kitapçıklarında da intihaller olabilmektedir bilesiniz.

 

Kısacası işin oy ve destek isteme aşaması kendine özgü bir dönem olarak her dört yılda bir üniversitelerimizde yaşanmaya devam etmektedir. Bol ve uçuk vaatlerde bulunanların, üst makamlardan destek aldığını söyleyenlerin atanma şansının düşük olduğunu bir kez daha bilgilerinize sunarım.

 

Devamında görüşmek üzere…

 

burhcu@gmail.com


  Yazarın Yazdığı Son 20 Yazı
 

Yorumlar

Bu Habere Toplam 1 Yorum Eklenmistir.

öğrenciden

Hocam uzun zamandır yazmıyorsunuz,yazılarınızı ilgiliyle takip ediyorum.Niye yazamadığınızı merak ettim???
••• 12/06/2011 03:19, ibrahim