Ömer Faruk Altuntaş

Takke düştü, kel göründü!

 

Başbakan Erdoğan’ın “dindar nesiller yetiştirmek istiyoruz” açıklaması gündeme bomba gibi düştü. Her gün değişen gündemle, Ülkemiz gündem manyağı oldu. Cumhuriyetin, tarihi boyunca çözemediği ve biriktirdiği sorunlar o denli fazla ve o denli derin ki, nereye el atılsa patlıyor.

         Kürt sorunu, Alevi sorunu, din eğitimi ve laiklik sorunu, azınlıklar sorunu, özgürlükler sorunu, askeri ve bürokratik vesayet sorunu, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı sorunu, demokrasi sorunu, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü sorunu, çoğulculuk ve çoğunlukçuluk sorunu… vb. rejimin kuruluşuna ve işleyişine ilişkin temel sorunların tümü el yakıyor.

         Türkiye, eteklerinde tüm bu sorunlarla dolaşıyor. AKP, oluşturduğu hegemonya ve sağladığı iktidar bütünlüğü ile çözüm iddiasında. Sorunlar, kendi çözümlerini dayattığı için çözüm beklentisi çok yüksek. Bu nedenle yani bir anayasa tartışması, sağdan sola çok farklı kesimlerde hararetle sürdürülüyor.

Ancak gel gör ki, Anayasayı değiştirecek en büyük güç AKP, bizzat Anayasa değişikliğinin engeli haline gelmiş. Ortaya koyduğu ilkel – otoriter - antidemokratik yaklaşımlarla, değişim için güven değil, korku veriyor, kaygı yaratıyor.

                                             ***

Türkiye’nin temel sorunlarının kaynağında, Cumhuriyetin kuruluşundan beri uygulanmakta olan “tekçi” yönetim anlayışı bulunuyor. Osmanlı imparatorluğunun bakiyesi olarak Genç Türkiye Cumhuriyetine kalan “çoğulcu” yapı, tekçi yönetim anlayışı ile teke indirgenmek istendiği için, kimlik ve inançlarından dolayı insanlara zulmedilmiştir.

Bu coğrafyada etnik yönden farklı toplulukların yaşıyor olması bilinmesine rağmen herkes Türkleştirilmek istenmiş; bu coğrafyada farklı dinlerden insanların yaşamakta olduğu bilinmesine rağmen herkes Müslümanlaştırılmak istenmiş; bu coğrafyada farklı mezhepler olduğu bilinmesine rağmen herkes Sünnileştirilmek istenmiş, laiklik adı altında Sünniliğin belli bir yorumu olarak Devlet Dini egemen kılınmak istenmiştir.

Bu coğrafyada var olan tarihsel yapıya, kültürel yapıya etnik yapıya… aykırı olan bu yönetme anlayışı, zorunlu olarak demokrasiden uzaklaşarak otoriter bir nitelik kazanmıştır. AKP’yi oluşturan kesimlerin de zaman zaman yakındığı bu uygulamanın değişik tezahürleri, sonradan eleştiri yapanlar da dahil bütün farklı eğilimleri içinde taşıyan “tek parti yönetimi” olarak “CHP” yönetimi olarak, bizzat Başbakan Erdoğan ve AKP’nin üst düzey yöneticileri tarafından pek çok kere eleştiri konusu yapılmıştır.    

Ancak gelin görün ki, Başbakan Erdoğan, “dindar nesiller yetiştireceğiz” diyerek, eleştirdiği tek parti döneminin tekçi – otoriter yönetme tarzını benimsediğini ilan etmiş oluyor. Kendisini yetiştirenlerin aslına rücu ediyor. Demokratik, özgürlükçü damardan beslenmediğini gösteriyor.

 Türkiye’de çok farklı din ve mezheplerden insanlar olduğu bilinmesine rağmen, bu farklı inançlara sahip insanların çocuklarına hangi mezhebin dinini öğreteceksiniz? Başkalarının çocuğuna belli bir mezhebin inancını verme yetkisini kendinizde ne hakla görüyorsunuz? Kendinize verdiğiniz bu yetkiyi, başkaları da kendisine verir ve kullanmak isterse ortaya çıkacak kargaşanın boyutlarını düşünemiyor musunuz? Ülkeyi Talibanlaştırmak mı istiyorsunuz?

                                             ***

“Dindar nesiller yetiştireceğiz” diyerek, belli bir dinin belli bir mezhebinin belli bir yorumunun devlet zorlaması ve kamu gücü kullanılarak çocukların kafasına enjekte edilmesi ile Türkiye’ye tek tip elbise giydirmeye çalışmanız, bilesiniz ki, sizi Tayyibanlaştırırken, Türkiye’yi de Talibanlaştırır.

Öğrenmeniz gerekir ki, torna tezgahından çıkarır gibi belli bir yorumla beynini yıkayacağınız nesillerle, özgürlüklerin ve demokratik işleyişinin değil, sadece yeni bir tahakküm / baskı sisteminin temellerini atabilirsiniz. Demokratik ve laik bir devlet anlayışında devletin görevi, bütün inançlara “eşit mesafede”  durmak ve herkesin önünü açmaktır; demokratik devletin, inançlara saygılı yönetimin görevi, kendi kararını verebilecek “özgür” bireyler yetiştirmektir.

Özgür bireyler, “ballici” de olmaz, “Talibancı” da olmaz. Ne yapacağının, neye inanacağının kararını kendisi verir. Devlete düşen, gençlere bu donanımı sağlamak ve yapacağı seçime saygılı olma erdemini gösterebilmektir.            


 

  Yazarın Yazdığı Son 20 Yazı