
Bu
günlerde ülkemiz iç ve dış politikasında önemli sorunlar yaşıyor. Komşularımızla
yaptığımız yaşamsal önemi olan antlaşmaların, kimi iptal ediliyor, kimilerinin
iptal edilme tehditleri basında boy veriyor. Böylece Ülkemizin ekonomik büyüne
hızının gelecekte düşeceğinin sinyalleri de gelmeye başladı. Yakın geçmişteki
politikacılar “ülkenin kaderi denizaşırı ülkelere bırakılamaz” demişlerdi.
Sanki bu gerçeği görmüş gibi komşularla iyi ilişkiler içine girmiştik.Asıl
bahar havası bu olmalıydı.
Ancak okyanuslar ötesinden esen alizeler,
birçok ülkede kan yağmuru yağdırmaya başladı ve bunun adına “Arap Baharı”
denildi. Çöllerde ağaç ve bitki yok ki oraya bahar gelsin. Bu körebe oyununu
göremeyecek kadar ışık yoksunu olduğumuzu bir kez daha kanıtladık.
“ Almanya’da gündeme oturan AB krizi ırkçıların
yaktığı ve katlettiği yabancılar konusunu ikinci plana itmişti. Oysa bu konu
bizleri birinci derecede
ilgilendiriyordu.O
nedenle Türk işçisi kimliği ile çalışan Günter Wallraff’ın “ En Alttakiler”
kitabını bir kez daha okudum.
Sermaye için daha önce yazılanları almıştı
kitabına. Biz de ilginç bulduğumuz bu paragrafı yazımıza aldık.
“Sermaye,
beklediği kâra göre küstahlaşır. Kâr beklentisi yüzde on ise, bir güvence var
demektir ve yöntem her alanda uygulanabilir. Kâr yüzde yirmiye çıkınca ortalık
hareketlenir. Oran yüzde elliyse, sermaye gözüpek davranmaya başlar. Yüzde yüz
kâr beklentisi varsa tün insancıl kuralları ayaklar altına almaya hazır
demektir.Oran yüzde üç yüz ise, asılacağını bilse bile artık suç tanımaz.
Huzursuzluk ve kavganın ve savaşın kâr getireceğini düşünerek onları da
alevlendirmeye başlar.” Açgözlü Batılılar tarafından birçok kez uygulanan bu
yöntem, dünya boyutunda “Arap Baharı” olarak bir kez daha uygulanıyor.
| Yazarın Yazdığı Son 20 Yazı |
|
|