Mehmet Kuvvet

62. projesi


TRABZON BELEDİYESİ’NİN 62. EK PROJESİ:

          “ÜNİVERSİTE HAZIRLIK KURSU” MU?

Belediyelerin şehir içerisinde eğitim ile ilgili görevleri vardır. Bu görev; okul öncesi eğitim verme, mesleki eğitim kursları düzenleme ve kütüphane açma vs. gibi görevlerdir. Eğer önceki cümledeki vs.nin içerisine girer demezsek; belediyelerin üniversite kursu vermek gibi görev ya da sorumlulukları yoktur. Bunu görev edindiği zaman Milli Eğitim Müdürlüğü ve Halk Eğitim destekli bile olsa, ne kadar başarılı olunabilir? Geçmişte, okullarda açılan kurslar ne kadar faydalı olmuş ki şimdi belediye ile ortaklaşa yapılabileceği düşünülmüştür. Öğretmeni Milli Eğitim bulacak, öğretmen ücretini Halk Eğitim verecek, testleri özel bir dershane verecek -başlığını basıp reklam aracı yaparak -  belediye de organizasyon yapmış olacak, hadi hayırlısı…

Yararı olmayacağını düşündüğünüz bir olayı “Dostlar alış verişte görsün.” diye yapmak niye? Bu yaşımıza değin buna benzer olayları çok yaşadık. “Bakın ben içiyorum. Bu çayda radyasyon yok.” diyenleri gördük yani.

Acaba Trabzon Belediyesi, Halk Eğitim, Milli Eğitim yetkilileri kendi çocuklarını bu kursta mı yetiştireceklerdir? Böyle bir hataya düşeceklerini sanmıyorum. Öyleyse bu işgüzarlık niye? Kendi çocuklarınızı güvenip teslim edemeyeceğiniz bir kurs açmanın sorumluluğunu kim üstleniyor? Yukarıda sayılan kurumların çalışanları “muhtaç insan” statüsünde sayılıp çocukları bu kurstan mı yararlandırılacak?

İlkokul sıralarına üniversitede okuma çağına gelmiş gençleri oturtmak, sağlıklı olmayan lavabo şartları ile onları baş başa bırakmak ne kadar doğru? Özel eğitim kurumlarının binalarında devletin aradığı şartlar ve standartlar yönetmeliğinin kuralları emektar belediye binamızda açılan kurstan talep edildi mi? Örneğin yangına karşı önlem olsun diye kapılar koridorlara açılır vaziyete getirildi mi?

Oysaki bizler belediye binasının “Kent Müzesi” olmasını bekliyorduk. Hadi belediye binası olmadı bari Tevfik Serdar Kültür Merkezi binası bu işi üstlenip “Kent Müzesi” olsun diye bekleyip duruyoruz.

Bu uygulama biçiminin kentimizdeki özel eğitim kurumlarına vereceği zarar düşünüldü mü? Trabzon genelinde özel eğitim kurumlarından ellinin üzerindeki dershaneler bu iş için yeterli değiller mi? Önceden olduğu gibi belediye ve dershane işbirliği içerisinde bu öğrencileri daha sağlıklı ortamlarda eğitip öğretemezler mi? Bu arada belediye asıl sorumluluklarını yerine getirmek için daha enerjik olmaz mı?

Eğer ücretsiz bir kurs olacak deniliyorsa; buna hak kazanan öğrencilerden yönetmeliklerin belirlediği belgeler alınabilecek mi?  Bu kurs Milli Eğitim, SGK ve maliye tarafından diğer kurslar gibi denetlenecek mi? Bir eğitim kurumunun kurucusu olduğum halde kendi çocuğumun KDV’sini yatırmamı isteyen düzen bu kurs olayına ne diyor merak ediyorum! Eğer gerçekten muhtaç öğrencilerse iyilik yaptığınızı zannederken beş yüzü aşkın öğrenciyi harcamış olmuyor musunuz?

Yakın bir geçmişe kadar Kalepark Ordu Evi sivil halka kart vermek suretiyle hizmetlerinden yararlandırıyordu. Kira, elektrik, işçilik, sigorta, vergi vs. bedeli olmadığı için maliyet çok ucuza geliyor ve halk bundan yararlanıyordu. Ama zamanın Esnaf Odaları Birliği Başkanı, ordu evinin dışarıya hizmet vermesinin esnafı mağdur ettiğini, onların şartları ile esnafın mücadele etmesinin mümkün olmayacağını söyleyerek bu uygulamaya son verilmesini istemiş ve sağlamıştır. Burada belediyenin amacı kazanç olmamakla beraber mağdur edilen birilerinin olabileceğini anımsatmak isterim. Eğitim önemli bir olaydır, ihmale gelmez. Görev alan öğretmen arkadaşlar ne kadar tecrübeli olursa olsun kaptanın tecrübesi önemlidir, aman dikkat! Gençlerin geleceği söz konusu…

Eğer eski belediye binasında mutlaka eğitim verilecekse bu işe otuz yıllık tecrübemle talibim. Belediye binasını eğitim amaçlı kiralamak istiyorum.

  Yazarın Yazdığı Son 20 Yazı
 

Yorumlar

Bu Habere Toplam 1 Yorum Eklenmistir.

YAPILAN İŞ ANLAYIŞA UYGUNDUR

Sevgili Kuvvet, Söz ettiğiniz toplantıları ve birçok sanatçının iyimser düşünceleri yazılarına taşıdıklarını anımsıyorum. Oranın tarihi dokusunun bozulacağından ve hiç de içimize sinmeyen bir görüntünün ortaya çıkacağından kaygı duyanlardandım. Korktuğumuz başımıza geldi. Sözünü ettiğiniz büstlerin asker gibi bir sıraya dizilmeyip uygun bir serpiştirmeyle parktaki yerini alacğını,sanatçılar panosunun dah uygun bir zemine oturtularak yine daha uygun bir yere konulacağını; kentin tarihini yansıtan rölyeflerin belli yerlere yaptırılacağını düşlemiştim. Olmadı;olmayacaktı;çünkü bu anlayış sanata karşı, bu yolla çıkarı olmasa dönüp sanata bakmazlar. Hepimize geçmiş olsun...
••• 06/08/2011 09:36, ZEKERİYA SAKA