
bir
aymazlık, boşvermişlik kuşatmış insanları. özgürlüğün uçsuz, bucaksız ufkuna
bakmaktan korkuyorlar. korku! evet, insanız ve korkarız birçok
şeyden.sevdiklerimizi yitirmekten, bir felakete uğramaktan, yolda giderken
başımıza bir kiremit düşmesinden…
usumuza kilit vurursa korku;, o zaman köreliriz işte! karanlıkta
kalırız, umarsızlık bağlar elimizi- kolumuzu, hayatın içinde bir çöp gibi
sürüklenir gideriz.
yaşadığı
toplumun gözü-kulağı, itici gücü olan aydınlardır. uyaran, yol gösteren,
toplumun ‘dil’i olan aydınlarımız da bu aymazlık içinde köşelerine sinmişlerse
ve çağdaşlık, özgürlük, insan hakları gibi güncelliğini yitirmeyen sorunlar
masa başı sohbetlerinde söz olup, uçup gidiyorsa… düşünmek gerek, neden
insanlarımız bu denli edilgenleştirildi?
bireysel
gelişmemizi engelleyen medyanın, abartılı tüketim zorlamalarından
kurtulabilirsek, bunlara kendini kaptıran çevremizdeki tekdüzeliğe sürüklenmiş,
bunalmış insanlara, halkın duygularını sömüren tv programlarına, dizi
filmlerine karşı tavrımızı koyabilsek çığ gibi büyüyen toplumsal sorunlara
karşı duyarlı olabilsek… varlığımızın ve toplumdaki yerimizin, toplumun bize
yüklediği görevlerimizin bilincine varabilsek… insan sevgisinin, insan
özgürlüğünün dolu dolu yaşanacağı yarınlar adına; birlik olabilsek!
eksik
olan bilinç mi? evet… örgütsel birliğin (birlik olmanın) gücünün ayrımında
olamayan kişi, sendikal hareketlere de sıcak bakamıyor. oysa kültürel açıdan
bugünün çok gerisinde kaldığını düşündüğümüz atalarımız bile, birlik olunarak
her zorluğun üstesinden gelineceğinin bilincindeydiler ki, o günden bu yana
söylenegelen birçok atasözü bugün de geçerliliğini korumaktadır.
insanlar
sık sık sorgulasalar kendilerini. davalı da davacı da kendileri oldukları
mahkemeler kursalar kendilerine… hızla değişen toplumu, kanayan yara olan onca
sorunları, günden güne yozlaşan yaşam koşullarını delil olarak sunsalar
kendilerine. başkalarının çizdiği aynı kaderi paylaşan insanlar olarak “ne
yaptım, ne yapıyorum, ne yapmam gerek?” sorularını sorsalar kendilerine… korkusuzca yüreklerinin
ve akıllarının sesine kulak verseler…
sağlıklı, sıcak ve içten yaklaşsalar, güvenseler birbirlerine ve umarsızlığa,
umutsuzluğa yer vermeseler dünyalarında.
insanlık
adına, insanca yaşamlar için, önce insan olarak kendi varlığımızın bilincine
varabilsek!
| Yazarın Yazdığı Son 20 Yazı |
|
|