Neriman CALAP

sorgulama


bir aymazlık, boşvermişlik kuşatmış insanları. özgürlüğün uçsuz, bucaksız ufkuna bakmaktan korkuyorlar. korku! evet, insanız ve korkarız birçok şeyden.sevdiklerimizi yitirmekten, bir felakete uğramaktan, yolda giderken başımıza bir kiremit düşmesinden…  usumuza kilit vurursa korku;, o zaman köreliriz işte! karanlıkta kalırız, umarsızlık bağlar elimizi- kolumuzu, hayatın içinde bir çöp gibi sürüklenir gideriz.

 

yaşadığı toplumun gözü-kulağı, itici gücü olan aydınlardır. uyaran, yol gösteren, toplumun ‘dil’i olan aydınlarımız da bu aymazlık içinde köşelerine sinmişlerse ve çağdaşlık, özgürlük, insan hakları gibi güncelliğini yitirmeyen sorunlar masa başı sohbetlerinde söz olup, uçup gidiyorsa… düşünmek gerek, neden insanlarımız bu denli edilgenleştirildi?

 

bireysel gelişmemizi engelleyen medyanın, abartılı tüketim zorlamalarından kurtulabilirsek, bunlara kendini kaptıran çevremizdeki tekdüzeliğe sürüklenmiş, bunalmış insanlara, halkın duygularını sömüren tv programlarına, dizi filmlerine karşı tavrımızı koyabilsek çığ gibi büyüyen toplumsal sorunlara karşı duyarlı olabilsek… varlığımızın ve toplumdaki yerimizin, toplumun bize yüklediği görevlerimizin bilincine varabilsek… insan sevgisinin, insan özgürlüğünün dolu dolu yaşanacağı yarınlar adına; birlik olabilsek!

 

eksik olan bilinç mi? evet… örgütsel birliğin (birlik olmanın) gücünün ayrımında olamayan kişi, sendikal hareketlere de sıcak bakamıyor. oysa kültürel açıdan bugünün çok gerisinde kaldığını düşündüğümüz atalarımız bile, birlik olunarak her zorluğun üstesinden gelineceğinin bilincindeydiler ki, o günden bu yana söylenegelen birçok atasözü bugün de geçerliliğini korumaktadır.

 

insanlar sık sık sorgulasalar kendilerini. davalı da davacı da kendileri oldukları mahkemeler kursalar kendilerine… hızla değişen toplumu, kanayan yara olan onca sorunları, günden güne yozlaşan yaşam koşullarını delil olarak sunsalar kendilerine. başkalarının çizdiği aynı kaderi paylaşan insanlar olarak “ne yaptım, ne yapıyorum, ne yapmam gerek?” sorularını  sorsalar kendilerine… korkusuzca yüreklerinin ve  akıllarının sesine kulak verseler… sağlıklı, sıcak ve içten yaklaşsalar, güvenseler birbirlerine ve umarsızlığa, umutsuzluğa yer vermeseler dünyalarında.

insanlık adına, insanca yaşamlar için, önce insan olarak kendi varlığımızın bilincine varabilsek!

  Yazarın Yazdığı Son 20 Yazı