
1-Kıyı 1961 Ekim’inde “Trabzon’un denize
ve şiire açılan penceresi” diye adlandırılan Ganita’da doğar. Kıyı’nın kurucusu değerli sanatçı Ahmet Selim
Teymur’du.
1961
yazında Ahmet Selim Teymur ve arkadaşları dergininin hazırlıkları için
kendilerine mekân olarak Ganita’yı seçerler. Kıyı’nın ilk bürosu burasıdır artık! “Açıkhava yazı işleri müdürlüğü Kıyı- Ganita.”… Ganita’da, “balkon”
diye adlandırılan mevkideki masadaydılar…
2-Attila
Aşut, Trabzon dergisinin 1994’te
yayımlanan 7. sayısında Kıyı’nın
kuruluş çalışmalarını şöyle dile getirir:
“Trabzon’da,
Hâkimiyet gazetesini yönettiğim günlerdi. ‘Sanat’ ve ‘politika’, o zaman da
yaşamımın en temel iki öğesiydi. O günler, Ziyad Nemli, Ahmet Selim Teymur,
Gündoğdu Sanımer, Rasim Şimşek, Mustafa Beşgen... gibi sanatçı arkadaşlarla, neredeyse yediğimiz
içtiğimiz ayrı gitmiyordu. Adlarını saydığım bu insanlar, Kıyı dergisinin ilk ‘çekirdek kadro’sunu oluşturuyordu. İşte, ‘Kıyı’ adı, ‘Ganita akşamları’nın bu
doğal çağrışımları arasında biçimlendi.”
3-Ganita, o yıllarda sanatçıların uğrak
yeridir.
Mehmet
Salih Özbilen, Ganita’nın meşhur tavşankanı çayından servis yapmaktadır Kıyı’nın hazırlıklarıyla boğuşan
gençlere. Ganita’yı mekân tutarlar. Sonunda güz mevsiminde, 1961’in Ekiminde
ilk sayısını yayımlayacakları Kıyı’ya
biçim verirler.
4-Ahmet Selim Teymur on parmağında on hüner olan çok yönlü bir sanatçıydı. Ahmet Selim Teymur, Kıyı’nın
logosuna kadar her şeyinin hazırlayıcısıydı.
İlk Kıyı,
Ganita’dan ses vermiştir kültür sanat dünyasına. Ahmet Selim Teymur bir yazısında o günleri anlatır:“Bir Ganita’mız vardı: yaz aylarında sanatçı dostların toplanıp
söyleştikleri bir Ganita. Kıyı ilk kez bir 1961 sonbaharında orda doğmuştu.” (Karadeniz
gazetesi, Kıyı, 30 Ocak 1984)… Dört sayfa olarak yayımlanan Kıyı,
1960’lı yıllarda Trabzon’un kültür ve sanat birikimini yansıtan özgün bir dergidir.
5-İlk Kıyı 11 sayı çıkabilmişti.
O yılların koşullarında Kıyı’nın
gücü ancak 11 sayı çıkmaya yetmiştir. Bu ilk yolculuğa baktığımızda Kıyı’nın
Cumhuriyet döneminin çağdaş sanat-edebiyat birikiminden yararlanarak kendine
özgü bir çizgi oluşturduğunu görüyoruz.
Bu çizgi, Kıyı’yı zaman içinde yayınına ara verse de bir
geleneğin adı yapmıştır. Ağustos 1962’de 11. sayısında kapanan Kıyı bir
daha 1969 yılında can bulacaktır.
6-İkinci Kıyı, 1969’da Rasim Şimşek
yönetiminde yayın yaşamına başlar. Kıyı bu döneminde Fatih Eğitim
Enstitüsü öğrencilerinin emeğiyle yayımını sürdürür.
Bu
kez, yedi yıl aradan sonra, Kıyı’yı
çıkaran Fatih Eğitim Enstitüsü Öğrenci Derneğidir. Derginin logosu ve kapak
düzeni İrfan Yılmaz, sayfa düzeni ise Ertan Tokinan tarafından yapılır. 1969-1970 yılları arasında 19 sayı yayımlanan
Kıyı’da yöre değerleri öne
çıkarılırken gençlerin ürünlerine yer verilir. Raif Özden, Fahrettin Demir,
Nuri Aksakal, Ertan Tokinan, Güner Yalçın şiir ve yazılarıyla Kıyı’nın yetiştirdiği gençler olurlar.
7-Kıyı, 1961’den 1970’e edebiyat dünyasında
beğeniyle okunan bir dergi olmuştur.
Şair Cemal Süreya, Milliyet
Sanat dergisinin 5 Mart 1976 tarihli 174. sayısında dergileri irdelerken Kıyı’yı
da değerlendirir: “Sanat üstüne, dil üstüne yazılar. Özellikle soyut sanat
üstüne denemeler ağır basıyor. Belli bir düşünce çizgisi, hatta bir sanat tavrı
değil, genel bir sanat sevgisi söz konusu...”
8- “Argonotlar Gemisi Kıyı”, serüvenine 10
yıl ara verir.
Kıyı 1970 Kasım’ında yayımına
son verir. Bunda dönemin siyasi koşulları ve Kıyı’yı hazırlayan
gençlerin Fatih Eğitim Enstitüsü’nden mezun olup yurdun dört bir yanına
dağılmalarının da etkisi vardır.
9-Kıyı,
Ahmet Selim Teymur yönetiminde 3. kez yayın hayatına başlar.
Kıyı yeniden yayın yaşamına dönmek için uzun yıllar bekleyecektir. 1980’li
yıllar geçilirken 12 Eylül’ün daralttığı, sınırladığı kültür sanat yaşamına bir
pencere açmak isteyen Trabzon’daki sanatçılar bunun yollarını araştıracaktır.
Ahmet Selim Teymur’un öncülük etmesiyle Gündoğdu Sanımer, Ziyad Nemli, Raif
Özben ve Rasim Şimşek Kıyı’nın
yeniden yayımlanması için kolları sıvarlar. Kıyı 3. kez 1981 Nisan’ında yeniden yayın hayatına döner.
10-Ahmet
Özer, 1981 Kıyı’sının yaygınlık
kazanması için yoğun bir çabanın içine girer.
1981’de ilk şiir kitabı “Ayrı
Beraberlikler”i çıkaran Ahmet Özer, 5. sayıdan itibaren araştırma, inceleme
ve şiirleriyle Kıyı’ya katkı verir.
Özellikle Ömer Turan Eyuboğlu’nun 1960-1980 arası unutulmuşluğuna son veren
özgün araştırmalar yayımlar Kıyı’da.
11-Kıyı’nın
3. döneminde Ahmet Selim Teymur, Gündoğdu Sanımer, Rasim Şimşek, Ahmet Özer, M.
Reşat Sümerkan ve Raif Özben’in özverili çabaları vardır.
Bu dönemde Kıyı,
araştırma, inceleme yazılarıyla, görsel ürünleriyle kendi çizgisini geliştiren
bir dergi görünümündedir.
12-Kıyı bir “okul” olur gençlere.
3. Kıyı
gençlerin yazı ve şiirlerine yer veren bir okul olmuştur aynı zamanda. “Kıyı Okulu” adlandırması bu dönemde
yapılmıştır. Kıyı Okulu’nun ilk
öğrencileri Çiğdem Sezer, Ali Mustafa, İbrahim Dizman, ilk ürünlerini Kıyı’da yayımlar.
13- 3. Kıyı yöre değerlerini gündemine alır.
Kıyı’nın 3. döneminde
özellikle Ahmet Özer’in araştırmalarıyla yöreden yetişen değerler gündeme getirilir.
Ahmet Selim Teymur’un yoğun emeğiyle yayımını sürdüren Kıyı’da İlhan
Demiraslan ve Nabi Üçüncüoğlu’nun şiirleri yayımlanır.
14-Kıyı 3. kez yayın yaşamına ara verir
1983’te.
Ahmet Selim Teymur, Kıyı’nın
son 21 sayısında yapamadığı vedalaşmayı Kuzey Haber’deki “Kıyı” köşesinde
“Bir Açıklama” başlığıyla 30 Ocak 1984 tarihli yazısında ayrıntılarıyla
belirtir. Teymur, Kıyı’da emeği geçenleri açıklarken derginin kapanma
gerekçelerini de sıralar. Hüzünlü bir vedalaşmadır Kıyı’yla. Artık Kıyı
çıkmıyordur. Ahmet Selim Teymur 3 Nisan 1985’de aramızdan ayrılır.
15-Bir de hiç çıkmayan bir “Mavi Kıyı”
vardır.
Ahmet
Selim Teymur’un aramızdan ayrılmasıyla Kıyı
öksüz kalmıştır. Ahmet Özer, hem Teymur’un anısını yaşatmak hem de Kıyı’nın bıraktığı boşluğun doldurulması
gerektiğini düşünür. Kuzey Haber’in
aylık sanat eki olacak bir dergi için Ali Mustafa’yla bir çalışmaya yönelirler.
Ancak günün ekonomik koşullarında yayın yapmak çok zordur. “Mavi Kıyı”nın pikajı bir anı olarak Kıyı tarihinde yerini alır.
16-Kıyı,
4. Kez 1986’da yeniden çıkar. Efsanedeki Anka
gibi kendi küllerinden doğar.
Ahmet SelimTeymur’un 1985’te yaşamını yitirmesinin
ardından, yakın dostu Naci Özkan onun için neler yapılabileceğini düşünür.
Yapılabilecek en anlamlı şey, Kıyı’nın
yeniden okurları ile buluşmasını sağlamaktır. Naci Özkan, Gündoğdu Sanımer,
Rasim Şimşek, M. Reşat Sümerkan ve Ahmet Özer’den oluşan ekip uzun süren
toplantılar düzenler. Edebiyat damarı kültürel boyutla zenginleştirilerek Kıyı’ya yeni bir yön verilir.
17 Kıyı, Nisan 1986’da Ahmet Özer’in sanat
yönetmenliğinde yeniden yayın yaşamına döner.
Uzun süren çalışmalardan sonra Kıyı bir kez daha buluşur okurları ile. Tarih, Nisan 1986’dır. Kıyı bu kez, Teymur’suzdur. Bu tarih
aynı zamanda Teymur’un ölümünün birinci yılıdır.
18-
Dr. Gündoğdu Sanımer’in muayenehanesi Kıyı’nın
bürosudur aynı zamanda.
Sanımer’in önceleri Maraş Caddesi’nde, sonraları
Uzunsokak’taki kitaplar, resim şövalyeleri ve ebru teknesiyle donatılı
muayenehanesi, Kıyı yazar ve şairleri
için her zaman bir sığınak olmuştur.
19-
Arslan Pulathaneli Kıyı’nın görünmez emekçisidir binlerce kitaplık arşiviyle ve
bürosuyla.
Arslan Pulathaneli’nin Kunduracılar Caddesi’ndeki
kırtasiye dükkânı ve sonraki küçümencik bürosu Kıyı’nın yazılarının derlendiği, sonra zarflanıp paketlendiği,
postaneye taşındığı yerdir. 80’li ve 90’lı yıllar boyunca Ahmet Özer ve Arslan
Pulathaneli Kıyı’nın iki kişilik
ordusu gibi çalışırlar. Ali Mustafa da yaz tatillerinde bu imeceye katılır.
20-Gündağ
Kayaoğlu o yıllarda Kıyı’ya katkıda
bulunur, derginin yayımını sürdürmesi için elinden geleni yapar.
Araştırmacı-yazar Gündağ Kayaoğlu bir Trabzon
tutkunudur. Kıyı’nın 4. kez yayın
yaşamına başlaması en çok da onu mutlu etmiştir. Babası “Türkünün Ozanı” Ömer Kayaoğlu Kıyı’nın yeniden çıkışını coşkuyla karşılar.
21-
Kıyı yazdıran bir dergidir. Adı Kıyı’yla bütünleşen Gündoğdu Sanımer 4. Kıyı’nın rüzgârıyla art arda şiirler
yazar. İlk şiir kitabı “Karayelin
Sürüleri”, Kıyı Yayınları’ndan çıkar.
22- Kıyı, değerlerimiz adına ödüller düzenler.
23-Kıyı Trabzon’dan yola çıkarken yerel ve
ulusal kültür birikimini gündemine alır bu 4. döneminde.
36 yaşında Çorum’da hayata gözlerini yuman Zap Boyları romanının yazarı Şükrü
Gümüş, Giresunlu şair Can Akengin ve daha nice unutulmuş değer Kıyı’nın sayfalarında yeniden gündeme
getirilir.
24-
Kıyı 53. sayısından sonra 32 sayfaya
çıkar. Artık oylumlu bir dergi olarak daha çok ürüne yer verilecektir.
Kıyı 1990’da 30. yılına girerken
sayfa sayısını artırır. Bu Kıyı’ya
geniş olanaklar sağlayacaktır. Kıyı’ya
bütünleşen “atardamar” bölümü 54. sayıdan başlar.
25-
Kıyı’nın ilk “atardamar”ı Bedri Rahmi
Ebuboğlu’yla başlar.
“Atardamar” bölümü Kıyı’ya yeni bir heyecan katar. Kıyı
bundan böyle atardamarlarıyla her sayıda özgün bir konuyu ele alır. Yöreden
yetişen unutulmuş değerleri gündemine alır. Kültür-sanat dünyamızın nice
konularını günsüzüne çıkaran atardamarlarda Ahmet Özer ve İbrahim Dizman’ın
yoğun emekleri vardır bu 4. dönem Kıyı’sında.
26-Nabi
Üçüncüoğlu 1961’den beri Kıyı’nın
gündemindedir. İlk ve tek şiir kitabının tümü 66. sayı atardamarında yayımlanır.
27-
Kıyı, 1961’den bu yana Kasım
sayılarında Mustafa Kemal Atatürk’e başköşesinde yer verir.
Atatürk’ün “Cumhuriyetin
temeli kültürdür” sözünden yola çıkan Kıyı
gerek Türkçenin ışıltısını yansıtan ürünlerle; gerekse aydınlanma devriminin
verimleriyle 50 yıl boyunca yayımını sürdürür.
28-1961’den
bugüne Kıyı’da yer alan Dr. Mustafa
Duman’ın yöre halk kültürünü inceleyen yazıları zengin bir kaynak oluşturur.
Karadeniz yöresi özellikle, hamsi, fındık, tütün ve Trabzon Halk Şairleri üzerine
araştırmalarıyla tanıdığımız Dr. Mustafa Duman Kıyı’nın 1961’den 2011’e beş döneminde de “Kıyı Ailesi”nde yer almıştır.
29-Kıyı, 1994’te 100. sayısına ulaşır.
Kıyı’nın 100. sayısı bir özel
sayı ve Trabzon’da yapılan bir şölenle kutlanır. Aynı Zamanda Nabi
Üçüncüoğlu’na Saygı Gecesi ve Kıyı sergisi
düzenlenir. İstanbul’dan gelen Kıyı konukları
Nezih H. Neyzi ve Gülseren Engin de bu şölene katılırlar.
30-
Kıyı, bir şölendir her zaman.
Çiğdem Sezer, Adapazarı’ndan, İbrahim Dizman
Ordu’dan; Ali Mustafa İstanbul’dan gelip bu şölene katılırlar. Ali Mustafa, Kıyı’yla yıllara yayılan yol
arkadaşlığını şöyle anlatıyor: Gerçekte
Kıyı’nın 100. sayısına bir yolculuktu bu. Ben bir bakıma Kıyı Okulu’nda
yetiştim. Yazmanın, yayımlatmanın, edebiyatın bütün coşkusunu bana yaşatan bir
dergidir Kıyı.”
31-100.
Sayı Etkinlikleri, Kıyı’nın 1961’den
1994’e bütün emek verenlerini bir araya getiren bir buluşmaydı.
32-Kıyı’nın onca zor koşullara rağmen 100.
sayıya ulaşması en çok da Gündoğdu Sanımer’i mutlu eder.
Sanımer, ellerinde büyüyen bir çocuk olan Kıyı’yı değerlendirir:“Bütün Kıyılarda yer aldım. Trabzon’un 33
yıllık kültür birikiminin 4. Kıyı’yla 100. sayısına ulaşmasından mutluluk
duyuyorum. Umarım artık Trabzon Kıyı’nın önemini daha iyi kavrar.”
33-Kıyı’nın 100. sayısı özel bir
düzenlemeyle 66 sayfa oylumunda çıkar. 100. sayı atardamarı Kıyı’nın gözesiyle başlar, 28 sayfalık
zengin bir belgelik sunar.
Kıyı 100 sayılık bir taçla çıkar
okurunun karşısına. 100. sayı atardamarı Kıyı’nın
33 yıllık tarihinin de bir belgeliği konumundadır.
34-
Kıyı’ya bu 4. döneminde katkıda bulunan
nice güzel insan vardır.
Kıyı’yı yürekten desteklemiş, o
küçümencik bürosunu aynı zamanda Kıyı’nın
bürosu yapmıştır Arslan Pulathaneli. 125 sayıdır Kıyı’ya kaynak
aktarmış, zarflanmasından, postaneye kadar taşınmasına değin her konuda Ahmet
Özer’e katkıda bulunmuştur. 1996’da Kıyı bu değerini,
Arslan Pulathaneli’yi yitirir.
35-Kıyı, özellikle atardamarlarıyla birbirinden
özgün konuları, yöre kültürüne emek veren değerleri, edebiyatımızın önemli
adlarını gündeme taşımıştır 4. döneminde.
1940’lı yıllarda SES
dergisini çıkaran Yusuf Ahıskalı ilk kez Ali Mustafa’nın kaleminden 129. sayı
atardamarında ayrıntılı bir biçimde incelenir. Hasan İzzettin Dinamo,
Ahmet Özer’e yazdığı mektuplarla 135. sayının atardamarında yer alır.
36-
Kıyı 1998’de 150. sayısına ulaşır.
Ahmet Özer 1995’te Ankara’ya taşınmıştır. Artık
başkentten katkılarda bulunacaktır Kıyı’ya.
Trabzon’daki Kıyı dostları, başta
Mustafa Reşat Sümerkan olmak üzere derginin yayımını sürdürmek için ellerinden
gelen çabayı gösterirler; Kıyı’yı
150. sayısına hep birlikte taşırlar.
37-Kıyı yalnızca Trabzon eksenli değil yakın çevresini de gündemine alan bir
dergidir.
Karadeniz’de önemli kültür kentlerinden biri olan
Ordu, hemen yanıbaşındaki Giresul kültür değerleriyle, kurumlarıyla,
sanatçılarıyla Kıyı’da yer alır. 1990’larda
Ordu’ya yerleşen İbrahim Dizman’ın bu kentlere ilişkin çalışmaları ilgi
çekicidir. Ordu Belediyesi Tiyatrosu, Aydın ve Gülçin Üstüntaşların emeği Kıyı’da ayrıntılarıyla değerlendirilir.
38-2000’li
yıllara doğru Şair Çiğdem Sezer ve Kıyı’ya
büyük emekleri geçmiş İbrahim Dizman da Ankara’ya yerleşirler. Kıyı’yı Ahmet Özer’le 40. yılına
taşırlar.
Baki Akgül, İbrahim Dizman ve Çiğdem Sezer’den
oluşan yazın kurulu, derginin sanat yönetmeni Ahmet Özer’le Kıyı’ya yeni bir biçim verirler.“Yeni Bir Kıyı’ya Doğru” yelken açar Argonotlar Gemisi. 187. sayı
atardamarında 40. yıl üzerine bir değerlendirme yer alır.
39-12
Eylül’ün gölgesinde, 1980’lerde adını rahatça anamadığımız Nâzım Hikmet
2000’lerde Kıyı’nın kapağındadır.
40-“2001 ekonomik krizi” ülkenin bütün
değerlerini altüst ettiği gibi Kıyı’yı
da yangınların içine savurur. Kıyı 193. sayısında okurlarıyla,
sevenleriyle vedalaşır. Bu, hüzünlü bir ayrılıktır.
16
yıl boyunca Kıyı’ya omuz veren M.
Naci Özkan, derginin yaşamasının olanaksız olduğunu vurgular. “Kıyı’ya
Veda” …İlk vedalaşmayı Ahmet
Özer yapar: “Buraya kadar”… 1981’den
2002’ye kadar Kıyı’larda yer alan
Ahmet Özer: “Yitiren edebiyat dünyası
oldu.” der.
41-Çiğdem
Sezer Kıyı’nın kapanışı üzerine Edip
Cansever’in dizeleriyle sormadan edemez:
(…)
“ Ahmet Abi,
güzelim,
bir mendil
niye kanar
Diş değil,
tırnak değil,
bir mendil
niye kanar
Mendilimde kan
sesleri”
42-İbrahim
Dizman göre her zaman bir umut ışığı vardır.
Kıyı için yıllar önce yazdığım
bir belgesel film senaryosunun adı: “Edebiyatımızda
Bir Anka” idi. Kıyı, 1961’den
beri gerçekten de hep kendi küllerinden doğmayı bilmiştir. Kim bilir, belki bir
gün...
43-En hüzünlü veda
yazısını, 40 yıldır Kıyı’da yer alan
Gündoğdu Sanımer yazar.
Gündoğdu Sanımer, Kıyı serüveninde bir daha yer almayacağını belirtir, çocuğu gibi
değer verdiği, sevdiği dergisinden ayrılırken. Kendisi gibi hekim, şair olan
çok eski bir dostu seslenmektedir uzaklardan:
(…)
“Dostlarım
siz sağlıcakla gidiniz
Yetişir
burada bırakın beni
Ben artık
sizinle gelemiyorum
Yolunuzda
halı gibi bir deniz
Son olarak
size diyorum ki
Dostlar beni
unutmayın diyorum.”
İlhan Demiraslan
Sanımer, bu hüzünle 2003’ün 22 Haziran’ında yaşama
veda eder.
44-Argonotlar
gemisi Kıyı, 2007’ye kadar yayımına
ara verir. Trabzon Kıyı’sız kalmıştır.
Kıyı dostları kolları sıvarlar.
Birçok toplantı yapılır. Başta Sonhaber Matbaası sahibi Fethi Yılmaz, Mustafa
Reşat Sümerkan, Ahmet Özer ve Kıyı
dostu yazar ve şairler bu toplantılara katılır.
45-“Trabzon Kıyı’sına kavuşuyor.” Kıyı Ocak Şubat 2007’de 5 yıl önce
kaldığı yerden 194. sayısıyla yayın yaşamına başlar.
Kıyı’nın önceki sahibi M. Naci
Özkan Kıyı’nın yeniden yayın yaşamına
katılmasını coşkuyla karşılar, elinden gelen katkıyı verir. Kıyı’nın sahipliğini Bu kez Fethi Yılmaz
yapmaktadır. Sanat yönetmeni yine Ahmet Özer’dir. Kıyı 46 sayfa ve 2 aylık çıkacaktır. “Kıyı’dan” bölümünde çıkış coşkusu yansıtılır: “ Yaklaşık beş yıl sonra Kıyı yeniden küllerinden doğuyor.”
46-Kıyı Ocak-Şubat 2008’de 200. sayısına
ulaşır. Kıyı’nın bu 5. mevsimi
kapsamlı atardamarlarla geniş bir belgelik oluşturur.
Kıyı’nın yeniden yayın yaşamına
dönmesi kültür sanat, edebiyat dünyamızda sevinçle karşılanır. 200. sayının
başyazısında Kıyı’nın nice
serüvenlerden, zorluklardan başarıyla çıktığı ve Karadeniz kıyılarından ülke
geneline sanatın, edebiyatın rüzgârlarını taşıdığı vurgulanır. 195. Sayısından
itibaren 64 sayfa oylumunda çıkan Kıyı bu
döneminde kaynak niteliğinde “atardamar”lar yayımlar. Attila Aşut’un
dosya editörlüğünü yaptığı “Anadolu’da
çoban ateşleri” diye nitelendirilen “Çaltı”
ve “Sömürücülüğe Karşı Savaş”
gazetelerini günyüzüne çıkaran “atardamar”lar önemli birer kaynakça
oluşturur.
47-Kıyı kapılarını gençlere açar. 201.
sayıdan itibaren “Her Sayı Kıyı’da Bir
şair” bölümü düzenlenir.
201. sayıdan itibaren bu bölümde 22 genç şairin
şiirlerine yer verilir.
1961’den bugüne 5 mevsim Kıyı’larda yer alan Rasim Şimşek, 16 Eylül 2010’a aramızdan
ayrılır. Öğrencileri, Kıyı’dan
yetişen şair ve yazarlar: Dr. Mustafa Duman, Ahmet Özer, Raif Özben, Güner
Yalçın, Ali Mustafa, Musa Alioğlu, Hayriye Topçuoğlu, Ergün Altun, Mustafa
Reşat Sümerkan ve Hikmet Aksoy Şimşek’in anısına yazarlar.
1961’den 2011’e bir Kıyı geleneği oluşur. 50 yıl boyunca yayımlanan tüm Kıyı sayıları birleştirilerek
Argonotların uzun yolculuğuna 269. sayıyla devam edilir.
50- 5. dönem Kıyı, Ahmet Özer, Ali Mustafa, Mustafa Reşat Sümerkan, Fethi Yılmaz, Hasan Kantarcı ve Leyla Çelik’in özverili çabalarıyla yayın yolculuğunu sürdürmektedir. Kıyı’nın efsanedeki Argonotlar gibi “altın post”a ulaşma serüveni devam ediyor. Daha nice Kıyı yıllarına, Kıyı dostlarıyla, yazarları ve şairleriyle...
| Yazarın Yazdığı Son 20 Yazı |
|
|