
Seçim şarkılarının bangır bangır çaldığı sokaklardan geçerken geçmiş yılların seçim şarkılarını hatırlamaya çalıştım. Seksenli yıllarda sanki biraz daha akılda kalıcı şarkılar seçiliyordu. Anavatan partisinin kullandığı Sezen Aksu şarkısından uyarlama “Hadi Bakalım” şarkısını bugün şarkının orjinali kadar ezberimde. Bugünün seçim şarkılarını düşününce CHP’nin Onur Akın tarafından söylenen şarkısının nakaratını sadece hatırlar gibi oldum. MHP’nin yıllardır kullandığı ve partiyle özdeşleşen “taşına toprağına ölürüm Türkiyem” nakaratlı şarkısı emin değilim aynı heyecanı acaba partililerde uyandırabiliyor mu?
Dönemin kültürüne göre seçim şarkıları hazırlanıyor. Geçtiğimiz seçim döneminde rap şarkılarla gençlere ulaşmaya çalışan partiler başarılı olamadılar. Anadolu motifli şarkılarsa genel olarak daha revaçta, her seçimde kitlelerin daha çok dikkatini çekiyor.
Seçim şarkıları insanların oy vermesine ne kadar etki yapıyor sizce?
Bana kalırsa bu şarkılar sadece bu sürecin daha çok renklenmesine katkı yapmaktan öteye gitmiyor. Sürekli her sokak arasında gün içerisinde yüzlerce tur atarak dolaşan parti otobüsleri seçmenin bazen sabrının taşmasına neden oluyor. Çocuğunu uyutmaya çalışan bir anne, dinlenmek zorunda olan bir hastayı aniden dışarıdan yükselen ses rahatsız ediyor. Bundan sonraki seçimde bu konuda mutlaka bir düzenleme yapılmalı. En azından belli saatler dışında sokak aralarında dolaşmamalı son sesi açık otobüsler.
Modern dünya seçimlere nasıl hazırlanıyor biliyor musunuz?
Seksenli yıllarda liderlerin TRT ekranında sırayla çıktıkları programları hatırlıyorum. Sonra bir arada çeşitli konuları, yapacaklarını anlattıkları (çok kabalaşmadan sayıp sövmeden)seviyeli tartışma programlarını da. Çocukluğumuzun en önemli siyasi figürleri o gecelerde anlattıklarıyla kararsız kitlenin sandıkta hangi yönde oy kullanacağına birebir tesir ediyordu. Ecevit’i, Demirel’i, Erbakan’ı, Özal’ı, Türkeş’i ve diğerlerini bu programlarla daha yakından anlama olanağına kavuşuyorduk. İki liderin en zor sorular karşısında verdikleri cevaplarla performanslarını ölçebiliyordu halk.
Bir süredir CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun miting meydanlarında Başbakanı herhangi bir Tv’de, istediği gazetecilerle birlikte tartışmaya çağırdığını duyuyoruz. Sayın Başbakan bu daveti kabul etmediği gibi (Usta-Çırak atışması bu olaydan sonra dillendirildi) aynı kulvarda yer almadıklarını da söylüyor. Oysa vatandaş aynı sandığa giderek bu liderlerden dilediğini seçiyor. Siyasi parti temsilcileri seçim dönemlerinde yalnızca aday olduklarını unutmamaları gerekiyor. Sandıktan her an başka bir sonuç çıkma olasılığı her zaman mevcut çünkü.
Kararsızları etkilemek için mitingler düzenleniyor.
Liderler her gün birkaç kaç kentte hatta birkaç ilçede miting düzenliyor. Vatandaşa daha çok ulaşmanın yollarını arıyor. Seçime bu kadar kısa süre kala çoğu seçmenin tercihi netleşmiş durumda. % 8-9 oranında bir kararsız kitlenin oyunu almak için var güçleriyle meydanlarda bağırıyorlar. Konuşmaları izlediğinizde Başbakan’ın diğer iki lidere göre daha çok sert bir üslup kullandığını fark ediyorsunuz.
Anketlerde birinci gözüken AK Partinin ( % 40ları geçeceği söyleniyor) parti başkanı neden söylemlerini sertleştirme gereği hissediyor? Acaba elindeki gerçek verilerde bu oranlara yaklaşamadığından olabilir mi? Ya da hedeflediği anayasayı tek başına hazırlamasına olanak sağlayacak sayıda vekil çıkaramayacağı bildiği için mi?
Siyasi partileri sadece televizyondan takip etmeye çalışarak karar verecekseniz bu da pek adil bir durum değil. Zira mecliste grubu bulunan partiler dışındaki liderleri ve adayları görme şansınız düşük. Hazine yardımı konusu ve % 10luk baraj sorunu burada önem kazanıyor. Seçim sonrası mutlaka doğru temsil için % 10 baraj konusu meclise girecek partiler tarafından kaldırılmalı. (CHP’nin bu konudaki samimiyetini de test etme fırsatı bulacağımızı düşünüyorum.)
Geçmiş dönemlere göre şöyle bir küçük avantaj söz konusu. Sosyal paylaşım sitelerinde vatandaş dilediği videoları paylaşıyor. Önemli bulduğu konularda tepkisini dile getirme olanağı buluyor. En az oyu alan parti bile bu siteler sayesinde seçmeni bilgilendirebiliyor.
Bu seçim sürecinden aklımda kalanlar şöyle:
1-MHP lideri Bahçeli’nin seçim meydanında söylediği Piskevüt sözünden yola çıkarak hazırlanmış remiksler,
2- Kaset açılımının beklenenin tersine etki yaptığı,
3- Çılgın Projenin özellikle paylaşım sitelerinde kısa sürede geyik konusu olduğu,
4- Futbol üzerinden yapılan siyasetin suyunun çıktığı,
5- Aile sigortası, Bedelli askerlik ve askerliğin süresinin kısaltılması,
6- Sınavlarda şifre var mı tartışmaları,
7-YSK’nun bazı BDP’li adayların başvurusunu onaylamaması ve sonrasında durumun adayların lehine düzeltilmesi sürecinde yaşananlar,
8- İnternete sansür tartışması,
9-Eski Vekil-Gazeteci Nazlı Ilıcak’ın aynı saatte birkaç kanalda yayında oluşu,
10-Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın tutuklanmaları ve çıkmayan kitabın internet aracılığıyla binlerce kişi tarafından bilgisayarlara indirilmesi,
Siyasi partiler artık meydanları değil de, diğer batılı ülkelerde olduğu gibi ekranları tercih etmeli. Hem çevre ve gürültü kirliliğinden böylece kurtulmuş oluruz. 2011 seçimlerine şurada çok az gün kaldı. Bu seçimden geçti ama bundan sonrakinde mutlaka uygulanmak üzere yeni düzenlemeler yapılmalı. Seçmen olarak sandığa gitmeyi unutmayın!
| Yazarın Yazdığı Son 20 Yazı |
|
|